30 Mart 2012 Cuma

GEÇMİŞTEN GELECEĞİME DOĞAN GÜNEŞ

                hani diyorum ki yarın sabah uyandığımda geçmişe ait hiçbir şey olmasa... bi bugün olsa birde yarın geçmişe ait iyi kötü ne varsa alsa götürse rüzgar,yağmur çamur her ne ise ...ne yaşanmışlıklarım olsa ne yaşanmamışlıklarım hiç bir şey kalmasa arkamda ve dimdik önüme baksam hiç bir şeyi düşünmeden sadece ileriye doğru baksam arkamdaki tüm o çatlak sesleri duymasam çoçukluğum gençliğim beni çok geriye götürmese...
          Çok da zor değil aslında.bugünü milat kabul etmek .hiç bir  şey yaşamadan ölümden dönmeden başımıza kötü birşey gelmeden insan kendine bir milat oluşturmaz bilirim ama mesela ben oluştursam bugün geçmişimden sadece iyi anıları alıp yarın doğacak güneşle birlikte yansa geçmişimdeki tüm kötü anılar yarın kimseye kinle bakmasam... her ne yaşadıysam sevgiyi öne sürebilsem yaradılanı severim yaradandan ötürü diyebilsem.
       diz çökmeden ayakta kalabilsem .. ağlamadan önce gülebilsem hüzünkenmeden sevinsem mesela ve kinimi öfkemi bir kenara atsam üstünede döksem benzini ve yaksam ..kumsala gitsem de kalan parçaları da oralara serpsem ve gitseler üstümden... dönmemek üzere hep sevsem herkesi beni sevenleri benden nefret edenleri ve hep okusam boş işlerle uğraşmak yerine . bir bilgiye daha ulaşsam ....vs vs vs
      aslında can alıcı kelimeyi hiç söylemedim olsa etsem yapsam dedim hep..... ama şimdi söylüyorum
 
      BUGÜN BİR MİLAT OLACAK VE BUGÜNE KADAR ÖLMEYEN O İLKEL BENLİĞİMİ ÖLDÜRMEK İÇİN BİR TEŞEBBÜSTE DAHA BULUNACAĞIM


      KÖTÜ HERŞEYDEN ARINIP SAF İYİLİK PEŞİNDE KOŞACAK VE SADECE BUNUN İÇİN UĞRAŞ VERECEĞİM....


        ASLA GERİ GİTMEYECEK OKUYACAK,YAZACAK VE HEP ÖĞRENECEĞİM


        KÖTÜ DEDİĞİM HERŞEYDEN UZAK DURACAK 
 ZORLAMAYLA DA OLSA İYİLİKLERİ ALIŞKANLIK EDİNECEĞİM KENDİMEE....


        VE BURDA KENDİMLE BAŞBAŞA İKEN BU SAATTE HER GÜN BU YAZIYI OKUYUP SÖZÜMÜ HER GÜN HATIRLAYACAĞIM VE ASLA AMACIMDAN SAPMAYACAĞIM BAKALIM NELER OLACAK .... 


       BU SABAH SONSUZ MUTLULUĞUM İÇİN DOĞ EY GÜNEŞ!!!!!

27 Mart 2012 Salı

NEDEN ÇALDINIZ?

              gerçekten neden çaldınız? neden benim 1988 ile 2007 arası olan o güzelim herkesin dönmek istediği ama beni kaçar gibi yaşadığım o yıllarımı neden çaldınız ? neden hep eleştiri bombardımanına tutup içine kapalı biri olmama neden oldunuz ve nede lugatınızda bir çok kelime var iken neden SEVGİ kelimesi hiç size uğramadı .               Ve neden kimse benim başımı annem hariç okşamadı.Kötü bir çoçukmuydum yoksa? fazla yaramazmıydım? şimdi söyleyin hadi neden çaldınız_? siz yaşamadınız diye benim de yaşamamam doğrumuydu yanii?bir çoçuğu yetiştirirken onu korkutmak dövmek doğru bişeymi yani? öyle mi adam oluyor insanlar? neden geçmiş aklıma gelince hep sol yanım sızlıyor neden hep kadere sövüyorum ben iyi bir ailem olmadığı için .. anlıyorum çok kötü değilsiniz ama ne kadar iyisiniz ? bana büyüklere saygıdan başka güzel ne verdiniz?iyi bir meslek mi birde? sanki doktor oldum üniversitede bir bölüm okudum  ..lise mezunu olarak kaldım? bu kadar bilgiye aç iken ben .. veeee o geri kafalı namazı dayakla kıldıran yurda gönderdiniz beni? Namazdan soğutmak için .. benim babam bile okadar dövmezken o yurtta dayak yedim ben? gürültü yaptım diye hemde ...
                bunların tek sorumlusu sizlersiniz abilerim ve babam...bu hayatı böyle yaşamamın en büyük nedeni sizdiniz aslında ..sizin yüzünüzden gereksiz bir koşuşturma ile yaşadım dünyadaki ilk 18 yılımı..ne istediniz çoçukluğumdan neden aldınız onu benden neden ben sizin bana verdiğiniz rolü oynamak zorunda kaldım kendi hayatım üzerinde ..oyun oynayacağım eğleneceğim yıllarımı neden hapis yaşadım ben neden o yurda beni yazdırdınız neden kendi evinizde ayda 1 hafta bakmak zor geldi size? biz kardeş değilmiydik sahi.... neden hiç kardeşim rolü oynayamadım ben hep baba rolü üstlendiniz?
             sorular soruyorum ama cevapları yok çünkü muhatabım yok ama sizin yaşattıklarınızı hala silebilmiş değilim hala onları unutabilmiş değilim bir kısmını silebildim ama hala sizleri silmedim .. Sizden istediğim tek şey olan sevgiyi bana çooook gördünüz ve bugün bunları yazıyorsam bilin ki hala sizden aynı şeyi istiyorum .. ama hala merak ediyorum

NEDEN BİR ÇOÇUĞUN ÇOÇUKLUĞUNU ÇALDINIZ ?
VE NEDEN O ÇOÇUĞA BİR DAMLA SEVGİYİ ÇOK GÖRDÜNÜZ?

18 Mart 2012 Pazar

kafka dönüşüm ve bukowski gülün gölgesinde ardında kalanlar

                    önce bukowskiden kısa ve öz bahsetmem gerekirse .. bu kitabının suda yan ateşte boğuldan bi farkı yok ama bence orda daha cinsel içerikli şiirler vardı burda daha olgun daha güzel ve akıcı şiirleri vardı..Herşeye rağmen bu kitapla birlikte artık bi bukowski fanı oldum diyebilirim... seviyorum onu vurdum duymazlığını hayata bakış açısını ve herseyini seviyorum... belki bir gün akmar pasajına gider diğer kitaplarını alırım diye düşünüyorum... Her neyse buko.. ne kadar kültür farklarımız olsada sevdiklerim arasına girdi

    Kafka ile tanışmama gelince yazı dili olarak bence muhteşem bir dili var konu olarak o kadar çekici bir hikayesi yok belki ama o dil beni çok çekti ve sanırım edebi  olarak o kadar kısa bir romanın beni doyurmasını beklemiyordum ama cidden iyi oldu şimdi sadece bir teşekkür gerekiyor önce bukowski ye sonra kafka ya ve bu adamları karşıma çıkaran bütün unsurlara veeee şimıdi sıradaki dostum elif şafak ve baba ve piç ... kitap okumayan herkesin kitabın ismine bakıp güldüğü bir roman ama konu olarak bence güzel gibi me geliyor birde bu kıtap ıle ılgılı bir kaç propaganda yapıldığını duymuştum.. bunun içinde bir şeyler hazırlayacağım .. tekrar görüşmek üzere hoşçakal saygı değer sayfam :):):)
     

17 Mart 2012 Cumartesi

başını sonunu bilmediğim yazı...

boş ya cidden nedir amaç nedir? şimdi doğdun tamam... eee  sonra önce çevreyi tanı .. aa bak bu anne bu baba falan ...  yemeyı emmeyi insanları  tanı :) neyse biraz hızlanalım ...sonra akrabaları öğren hepsini ağzına al tadına bak herşyin dişlerin çıksın felan ..öfffffffffff işte bu tarz şeyleri öğren sonra yürü falan filan sonra konuş dinle komutlara uy sonra oku yaz eeee geldik 10  yaşına  en ne yapıyoruz hala öğreniyoruz .. peki bu arada başka neler öğrendik. acı tatlı hüzün sevinç acı belki aşk mutluluk dert  sıkıntı vs. yani hayatı öğreniyoruz bunlarda tama peki sonra 20 yaşına gelince neler öğrenmiş oluyoruz neyin iyi neyin kötü olduğunu  kimin neler verebileceğini  veya kimle dost kiminle düşman olacağını bılıyorsun belki hayatının aşkını buluyor bı yola giriyorsun veya önüne gelen kız veya erkeklerle bazen takılıyor bazen aşk zannedip tutuluyor bazende sadece tek gece görüşüyorsun....
                   neyse sonra bi şekilde birini bulup evleniyorsun  bi gelecek planlaması yapıp hadi ev alalım veya araba alalım felan deyip başlıyorsun koşturmaca ya kazanıp yatırıyorsun parayı sağa sola .. bi bakmışsın  30 olmuş yaş... ama elde olan bi eş belki bir çocuk belki bir araba .. maksat ne ya.. kim buldu ölümsüzlüğü de bu kadar hevesli insanlar bu dünyaya kazık çakıyor.. ulan ev aldın tamam çok zengin oldun oda tamam da eee ne yani ... çocuğuma kalır ee onada kaldı o ölmeyecek mi? sakıp sabancının bir lafı var ya tonlarca ayakkabı alabılırım ama benim çocuğum ayakkabı gıyıp yuruyemıyor kı? eee ne anlamı var zengın olmanın o zaman nerde mantık.?                                    
                                        



BİLİYORMUSUNUZ BİLMİYORUM AMA BELKİ BUGUN BELKİ YARIN HEPİMİZ ÖLECEĞİZ..... 

 e ozamn yan gelıp yatın demıyorum dunyaya faydalı olun lan.. neyi seviyorsun veya neyi başarabiliyorsan dunyaya en faydalı hale getir ne kaybedersin .yeni bir cihaz bul ve adına kendi adını koy ahmet de mehmet de veya soy adını koy! ölümsüzlük öyle olur .. kitap yaz veya şiir yaz edebiyat seviyorsan neyi istiyorsan o ol ve üret tüketme yeterince tüketici var .... üret sadece öldükten sonrada senin ardında üreten bir evlat bırak....dünyaya insana topluma saygılı bir insan bırak ne olur yaniiiii... ne olur.... gece gece kafamı bozmayın  


HEPİMİZ ÖLECEĞİZ ÖLÜMSÜZ OLACAK BİR İSİM VEYA BİR CİSİM BIRAKMADIKÇA

13 Mart 2012 Salı

bugün bitmesi gerekenler

evet saygıdeğer sayfacağızım bugün elimde iki tane kitap var ve ben bunları bugün bitrimem gerekıyor biri yaklasık 10 gündür sürünen charles bukowskinin gülün gölgesinde 2.cilt kitabı ...bukowskinin 2 kitabını almıştım birinci kitabı suda yan ateşte boğul güzeldi ..şiirleri düz yazı gibi geliyor bazen ama bu tamamen çeviriden diye düşünmekteyim neyse bukowskiyi sevdim..at yarışlarına kumara ve özellikle içki ve kadına çok düşkün bir adam şiirlerindede bunları farkedebiliyorsunuz...





Bir diğer kitabım ise ilk defa okuma fırsatı bulduğum franz kafka ve kitabı dönüşüm ... bu kitabı almak istemiştim ama bir türlü fırsatım olmamıştı şimdi boyle bi fırsat buldum ve  okuduktan sonra bellı bir fıkır sahıbı olacagım.. kitabın başında kafkanın hayatı yazıyor . okudum ve yazdıklarını şimdiden merak etmeye başladım bu belkı ilk kitabı ama sadece hayatı için en az 3 kitabını okumak istiyorum. ne kadar yahudileri sevmesem de almanlara kıl olsamda bu adam beni bi şekilde çekiyor ve oku beni diyor . seni kırmayacağım kafka ve okuyacağım.. bu kitaplardan sonraki romanım .. geçte olsa okuyacağım elif şafak baba ve piç... neyse bunları bitirdikten sonra konuşmak dileği ile sevgili sayfam .....

12 Mart 2012 Pazartesi

game of thrones ...





aslında tamamen arkadaş tavsiyesi ile başladığım ve yaklasık 3 4 günde 1.sezonunu(10.bölüm) bitirdiğim bir dizi oldu.lakin o hızla izlediğim dizi bana muhteşem bir tat verdi ...spartacüsten sonra zevkle izlediğim 2. dizi diyebilirim .Ama kurgu bakımından spartacusten bir kaç gömlek ustun her karakteri ayrı bir guzel ...ve bence yüzüklerin efendisi kalitesinde bir dizi.. bir çok olay var ve hepsi farklı önlerden birbirine bağlanmış durumda kitabını daha çok merak ettim aslında oda en az dizi kadar güzeldir diye tahmin etmekteyim.
         





ben Tyrion lannister,arya trark ve ustası birde ejderha kız dany targeryan benim sevdiğim karakterler oldu ...ama arya favorim hem çok tatlı hemde bir kıza göre fazla cesur.. birde ned stark vardı kralın sağ kolu muhteşem bir adam yüzüklerin efendisindede öyleydi ama maalesef 2. sezonda onu göremeyeceğiz onurlu bir stark olarak öldü çünkü..
        son targeryanda kocasını yaşayan bi ölü olmasın istemedi ve onu öldürdü ve son bölümde yumurtaları ile birlikte kocası büyücü kadın ve kendını ateşe attı sonra 3 ejder ve dany kaldı... bu kız hangı tarafta saf tutar bilmiyorum ama strakların safını tutarsa çok harika olacak .abisini bile gözü kırpmadan öldürten oydu ...



       2.sezon nasıl olacak merak edıyorum dogrusu çogu bas karakter öldü ama yine de heyecanla bekliyorum son bölümlerde birde bizim lisede bir çok videosunu izledğimiz sibel kekilli çıkınca 2.sezonda küçük şeytanın karısı rolünü oynayacağını görünce daha bir değişik hal aldı herşeye rağmen kesinlikle yayında kalkana kadar izleyeceğim bir dizi olacak 1. nisanı merakla beklıyor olacağım...LANNİSTERLAR MI STARKLAR MI GÖRECEĞİZZ .:)yoksa ejderha kızmı :)

ARTIK BİR DADIYIM:)

veeeee  oğluşuma bakmaya başladım :)benim için farklı bir deneyim aslında ve güzel onla birlikte uyuyup onla uyanmak onunla vakit geçirmek . bugün kahvaltıda düşündümde o gelmeden önce ben kahvaltı yapmayı bile sevmezdim evde bugün öyle eğlendikki kahvaltı yaparken...yumurta ve peynir istedikçe ben verdim meyve suyuma sarktı ama herkes kısmetini yemeliydi ... neyse rutin bir durumumuz var
8 .00 uyan
8 30 uyu :)
10 11 tekrar uyan
10 11 kahvaltı süt :)
13 uyku
14 bişeyler yemek
15 16 17 bazen uyku bazen yemek bazen tırmanmak oyuncak yemek bazende odalara keşfe çıkmak :)
17 den sonra anne beklemek :):)

bu şekilde gidiyor bizim perıyot daha nöbet çıkışı hiç denemedim ama onuda idare edebilirim diye düşünüyorum nobet cıkısı gezıp tozdugum zamanlar uykum gelmıyordu gelsede kahve ıcıyordum bişekilde ayakta tutacağım ve aslında tek cümle tüm yaptıklarımın önüne geçer her anne baba gibi bende yüksek sesle şöyle diyorumm

O HER ŞEYE DEĞER!!!!!
BU DÜNYADAKİ TÜM YORGUNLUKLARA
TÜM DERTLERE
TÜM SORUNLARA
SADECE BİR KEZ GÜLMESİ İÇİN
YAPAMAYACAĞIM HİÇ BİR ŞEY YOK
İYİKİ VARSIN OĞLUŞUMM......

7 Mart 2012 Çarşamba

BAĞLANMAK YOK VE ARKADAŞTAN ÖTE...

             
iki filmide sanırım aynı güm seyretmiştim ..yanlış bir zamanlama oldu benim için .. romantik komedi seyretmeyi seviyorum çünkü dünyada gülmekten daha çok zevk veren hiç bir şey yok!!! bir erkek olarak söylüyorum bunu gülmek benim dünyada zevk aldığım en güzel şey. :) neyse /// natali portman ve ashton kutcher ın başrolünü oynadığı bağlanmak yok filmi çoçukken başlayan ve bir raslantı sonuccu karşılaşıp sadece yatak arkadaşı olan sonrada mutlu sonra biten bir film olarak nitelendırmek dıgru olabilir..
             Ama filmde natalie nin oyunculuğuna diyecek bişey bulmak işte o imkansız bişey...v for ventetta da hayran kaldığım natalie burda ne yapsa belkide bana güzel gelmiştir ... ama ashton da bir okadar iyiydi .. film bizim kültürümüze epey bir ters gelebilir ama yatak arkadaşı sanırım bizdede aşkım kelımesinin altında bir çok kez karşımıza çıkan bir olay ... neyse bunu konuşmak için erken olabilir

arkadaştan öte ise bir işi kabul etmesi için sanrım new yorka gelen bir erkek ve ona işi kabul ettirmek isteyen kadın arasında başlıyor .... başlangıcı aşk tesadüfleri severdeki gibi yorumun okumustum ve cidden öyle....ıkısıde yeni bir ilişkiden cıkmışlar ve sevgili istemıyorlar sonra sex arkadaşı oluyorlar... hatta arkadaş olarak erkeğin(erkek ve bayan diyorum çünkü isim hafızam pek fazla yok) los angelesdaki evine bile gidiyorlar ... justini hep sevmişimdir ama şarkıcı olarak oyuncu olarak değil... mıla kunisi ise ilk defa seyrettim bence güzel ve tatlı bir kız oyunculuğu da epey bi iyi ben sevdim en azından .:)..
        iki filmde konu olarak hemen hemen aynı kız ve erkek yatak arkadaşı olur  ayrılırlar ve sonra başka biriyle olmayacagına ınanıp birbirlerine dönerler ... ikiside komık ve eğlenceli .. seyredilesi filmler tabi anne baba veya erişkin olmayanlarla değil :)

cem adrianı dinlerken...


onu dinlemek aslında her manasıyla güzel...
            acıyı bu kadar seven bir yureğe sahipsen tabi... her an dinlemek iyi geliyor ..hüzünlü iken yanlız iken acı çekiyor iken aslında heer anında güzeldir cem adrian birde haili sezai ile düet yapıyorsa...o an uçmuş gitmiştir bedeninden ruhun.İşte öyle bir duygudur cem adrian dinlemek sesinin o berraklığı seni içine çeker bir bataklık gibi vee nefes almak bile zorlaşır bir müddet sonra uçar gider yaşamsal her fonksiyon.... cem adrian işte tam olarak budur... öldürmez adamı sürümsürüm süründürür o uzattıkça kelimeleri sen erir gidersin.... anlaşılmaz bir hal alırsın ve bu hal seni nereye götürür bilinmez....tüm bunlara rağmen cem adrian sözleri ve şarkılara hükmedişiyle benim son zamanlardaki favorilerimden...en güzel düeti ise bence cem adrian&halil sezai&nurat yılmazyıldırım -kan revan içindeyim dir ... benim çok severek dinlediğim bir şarkı....

29 Şubat 2012 Çarşamba

şarap (wikipedia)

Şarap yapmak için önce üzümler bağlarından toplanır, ardından ezilir sonra, maya (üzümde doğal olarak bulunur) üzüm suyundaki şeker ile birleşir ve aşamalı olarak bu şekeri tüketerek alkole dönüşür. Maya aynı zamanda havada buharlaşan karbondioksiti üretir. Mayanın işlemi tamamlandığında üzüm suyu şaraba dönüşür. Üzüm şarabı kırmızı, beyaz veya rose (pembe) olur. Bunun yanı sıra köpüklü şaraplarda mevcuttur. Ayrıca, şaraplar içindeki şeker miktarına göre de sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırmaya göre; sek, dömi-sek, yarı-tatlı ve tatlı olmak üzere dört ana grup vardır. Üzümden imal edilmeyen şaraplara meyve şarabı adı verilir. Her meyveden şarap üretilebilir. Fakat dünyada şarapların büyük bir kısımı üzümden üretilmektedir. Arpa gibi nişastaiçeren bitkilerden yapılan içecekler şarap sınıfına girmez. Şarap genelde üzüm ve meyvelerden elde edilir.En iyi içme zamanı on yıldan sonradır ve kırk yıla kadar içilebilir. Bunun yanı sıra uzakdoğuda yaygın bir şekilde pirinç şarabı da tüketilir. Pirincin buharla pişirilip mayalanmasıyla elde edilir.
            Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Shiraz/Syrah, Zinfandel, Nebbiolo, Sangiovese, Tempranillo, Aglianico, Gamay, Grenache, ve Barbera başlıca kırmızı üzüm türleridir. Chardonnay, Riesling, Sauvignon Blanc, Pinot Gris/Pinot Grigio, Gewürtztraminer, Chenin Blanc, Muscat, Pinot Blanc, Sémillon, Trebbiano ve Viogner ise başlıca beyaz üzüm türleridir.
Şarabın diğer kullanım yerleri
Din
Hıristiyanlıkta Kudas Ayininde hiçbir katkı maddesi eklenmeden kullanılır.
Eczacılık
Tıbbi Şarap; içine çeşitli maddelerin çözünmesiyle içmek suretiyle yapılan ilaçtır. Alkol derecesi en az 11 olan kırmızı veya beyaz şaraplar tercih edilir.
Edebiyat
Kırmızı rengi dolayısıyla sevgilinin dudağı, âşığın kanlı göz yaşıdır. Kadehi andıran biçimiyle lale, kırmızı rengiyle gül de şaraptır. ve tekkelerde saki adındaki şarap dağıtıcı aslında Allah'ın rahmetini dağıtır. yani şarap mecaz anlamda kullanılır edebiyatta.şarap ın diğer adı da mey dir.
ayağa kalkmak isityorum ama her gün aynı kıçın üstünde oturup olan olaylara bakmakla meşglulum!!!

28 Şubat 2012 Salı

baba olmak

bana çok şey kazandıran bir film aslında konusu bakımından değil baba -oğul arasındaki o müthiş bağ açısından. o kadar umursamaz bir babanın bile oğluna tutunması bence çok güzel...  aslında bizim kültürümüz için pek doğal bir görüntü olmayabilir ama baba ile oğulun arkaşlık yapması bencede çok güzel bir görüntü görmek istedğimiz yaşamak istediğimiz şeyler aslında...ama o kör uçurum aramıza dağlar koymuş  ve kapanacak gibi değil.. neden bu kadar uzakta olurlar anlamış değilim ...bu kadar yakınken senden daha yakın birii yokken neden baba ile oğul arasında hep bir uçurum oluyor neden hep bu tarz hayatlara maruz kalıyoruz ... ama ben bu tarz bı hayat yasatmak ıstemıyorum oğluma.. onla iki arkadaş gibi geçinecek ve muhteşem bir iletişim kurmak istiyorum .... asla onsuz planlar yapmayacak asla onsuz gunler yasamayacak ve asla onu kırmayacagım..  ne olmak ıstıyorsa o olacak asla benım yasadıgım hayatı yasamayacak ... ve asla yaşamak istemediği bir hayat yaşamayacağım ...NE İSTERSE ONU YAŞAYACAĞIZ BABA OLMAK DEĞİL DOST OLMAK İÇİN UĞRAŞACAĞIM....

24 Şubat 2012 Cuma

JAYMAY...

BENCE GÜZEL BİR SES...

BU KIZ BENİ AŞAR...

           bugün seyrettiğim ve oldukça beğendiğim bir film.. konusuna gelince kpaktada görüldüğü üzere gayet güzel alımlı ve başarılı bir kadın ve saf ve iyi fakat kadınların ilgisini pek çekmeyen süzük bir erkeğin arasında geçen romantik koedi bir film.. genel olarak eğlenceli bir film ben sevdim..bu yazıyı kimsenin okumayacağını bildiğim için çok rahaat yazıyorum evet günlük ben bir film eleştirmeni değilim o anda hoşuma gitmişse gitmiştir işte okadar :)güzel bir kadını herkes ister eminim ama iyi fakat yakışıksız çekici olmayan bir erkeği kaç kadın ister? veya kaç kadın  boyle bir erkeğin hayalini kurar.? anlattığım şey aslında  hayalimizdekinin ne olduğu değil aslında gerçek olan şey neyin yanında mutlu olduğumuz kiminle birlikte ve naıl mutlu olduğumuz güzel veya çirkin bakımlı veya bakımsız sexy veya değil bunlar değil asıl olan. asıl olan kiminle mutluluk kelimesini tatdığımız .. aslında herkes aynı şeyi istiyor ama herkes olmasını istemediği şey için kavga çıkarıyor .yani mutluluğu herkes istiyor ama egolarımızı fikirlerimiz davranışlarımız, alışkanlıklarımız tartışmaya ve mutsuzluğa sevkediyor onları hep göz önünde tutuyoruz ve ikinci plana atamıyoruz... işte tüm sorun da tam burda ortaya çıkıyor kendinden ödün vermemek için çaba gösteriyoruz ama mutlu olmak için şeyler oldukça kısıtlı çünkü . herşeyimizi ödün vermemek için harcıyoruz ve işte tam bu konumda sorunlar ortaya çıkıyor hemde büyük sorunlar ve tıpkı küçük bir çatlaktan sızan su gibi zamanla aşınıyor ve barajımızdaki tüm suları kaybediyoruz.. göz göre göre ....

22 Şubat 2012 Çarşamba

sen le birlik te..

ne çok sevmişim meğer
ve ne çok hasretmişim sana .
pamuk dokuna hayran olduğum
sana kızıyorum uyumuyorsun diye
dönüp gülüyorsun sen
sana kızıyorum mızmızsın diye
dönüp gülüyorsun sen
hayatın senden öğreneceği çok şey var
herşeye gülüp geçmek gibi
herşeyi umursamamak gibi
sen gibi olmak gibi
 çok sevmek güzel bir kelime
ve tarifsiz bir doyumsuzluk
büyüyelim birlikte el ele göz göze ... sen le birlikte ....

KANUNİ &SPARTACUS


                    bugün spartacus 3. sezon 4. bölümünü seyrederken aklıma gelen bir yazı idi bu.Kısaca açıklamam yapmam gerekirse; Spartacus  kölelerle asil romalıların kapışmasını anlatan bir dizi . ve romalıların günleri daha çok sex ve o tarz eğlencelerle geçirdiğini anlatıyor. muhteşem yüzyılda da aslında bunu anlatmaya çalışıyorla üstü kapaklı ..Kanuninin sayısız cariyesinin olduğu ve her istediği ile yatıp kalktığı  ve arasından birine aşık olduğu anlatılıyor.. Kanuninim askeri ve siyasi başarıları, üstün zekası değilde ,hürrem ile olan aşkı ve diğer cariyelerinin her gün biriyle yatması konu edilmiş... Tamam aşkın entrikanın dizi dünyasında hep artı puan getirdiğini anlayabilirim ama bunu kanuni veya başka bir padişah üzerinde yapmak ne kadar doğru
                    yani bizi romalılarla bir tutmanınızın manası ne  onların günlerini sex ile geçiriyor diye kanunide boyle mi yapmış oluyor... bunu boyle gözler önüne sermek ne kadar düzgün bunu seyreden ve tarih okumayan bir çok insan var ve bu insanlar çoçuklarına eğitim verirken kanunıyı cariye delisi olarak tanıtırsa olanların tek suçlusu kim olacak ? kanunıyi kullanarak para kazanmaya çalışan sizler mi yoksa öyle olduğunu zanneden saf aile bireyleri ve çoçukları mı? spartacus bizim dizimize nazaran daha gerçekçi en azıdan roma tarhi ile ilgili tarihçilerin yarısı bunu gerçek olduğunu söylüyor peki size kanuninin beline düşkün olduğunu kim söylüyor ???

20 Şubat 2012 Pazartesi

SUDA YAN ATEŞTE BOĞUL (CHARLES BUKOWSKİ)

   ve bir dostluk daha son buldu .. ben ve suda yan ateşte boğul(bukowski).aslında 2 yıldır hiç şiir kitabı okumamıştım en son çileyi okmuştum. sonra bir cemal süreya denedim ama pek anlayamadım diyebilirim:) bu aslında kendi dilinde okumuş olsam daha bir güzel gelebillirdi ama çoğu şiir bana deneme gibi geldi.ben bir kitap eleştirmeni değilim sadece kitabın bende bıraktıkları ve düşündürdüklerimi yazıyorum y.. ve bende bıraktıklarına gelirsek bu kitap bende brahms ı ve klasik müzik dinlemenin ne kadar güzel bir duygu olduğunu öğretti... birde bukowskiyi tanıma fırsatı sundu bana onun aşkını alkolikliğini,hayatı umursamadan yaşayışını kadınlara ve sex e olan ilgisini at yarışları ve boksa olan ilgisini ve babasını hiç sevmediğini öğretti... her şeye rağmen bence güzel bir kitaptı güzel şiirleri vardı elbette ama benim en çok beğendiğim şiiri edebi bir aşk ve evime gelme eğer gelirsen güzel ve okunası şiirler hele birde edebi bir aşkda bir söz varki çok çok fena...   şöyle diyor buko ; 
  düşünüyorumda bir kadın açmamışsa bacaklarını
 35 yıl 
 iş işten geçmiştir
aşk için de 
şiir için de.

seni tanıdığıma sevindim bukowski . tüm kitaplarını okuyacağım sanırım

AŞK DA NEYMİŞ DOSTUM?


AŞK DA NEYMİŞ DOSTUM?
aşk denilen şey yalanmış dostum
onu görünce anladım oymuş herşey
ve sevmek ne büyük bir duyguymuş
onun kokusu içimi yakınca farkına vardım
sen hiç konuşamayan yürüyemeyen birine sevdalandın mı dostum?
ben öyle bir kuyuya düştüm...
doyamamak fiilini hiç kullanmamıştım
öpmeye,koklamaya hiç doyamadım
elimdekilerle yetinmiştim hep
ona olan sevgim yüreğime dar geldi
sen hiç hayatı kucağına aldınmı dostum?
ben o doğunca aldım
sen hiç tek bir kelıme için ağladın mı dostum?
ben bir baba kelimesi için ağladım
bencil bir benliğim vardı eskiden
beni benden soğutan  bu ateş
beni ayçiçeği onu güneş yaptı..
doğmak kelimesinin mucizesine inandım.
ben bir kez doğdum
ama o her gün benim için doğuyor...

benim yolum

   Eskisi kadar yazamıyorum ne defterlerime nede bloguma.Hiç bir yere  yazmıyorum bu ben değilim evet bu ben değilim.Yazmaya zorluyorum artık kendimi daha çok yazmam ve daha çok okumam gerekiyor.neden mi? İşte bu soruya nasıl bir cevap vermem gerekli bilmiyorum .Okumak bana ne kazandırır ?  Okuduğumda mesleğimde ilerler miyim hayır, peki o zaman  neden okumalıyım neden yazmalıyım? Aslında bu soruya herkes gibi değil kendim gibi cevap vermem gerekir iyi bir yazar olamk her okuyan ister ve ulkemızde milyonlarca yazar fılozof geçinen insan var .Onlardan ayrılmam için daha çok okumam ve daha çok yazmam gerekli belli bir tempo kazanmam gerekli.Her gün en azından bir konu yazmam gerekli ve  en az 50 sayfa okumam gerekli.Öğrenci psikolojisini yaşamam lazım. her kitap okunur mu bence evet okunur insanlarla konuşurken seçmiyorsak okurkende seçmememiz lazım yazara saygı duymak gerekir  ve sevmek gerekir her ne yazmış ne kadar saçmalamış olsa da hatalarını görmek için okumak gerekebilir. anlatmak istediğim şey 40 yaşına geldiğimde okudğum kitap sayısının 1000 geçmesi ve bunların hepsinden bişeyler kazanmış olmam .bunlardan ayrı olarak türk dili ve edebiyatını öğrenmem ve imla hataları ve yazım hataları yapmamam ... bunlar biraz zor olabilir ama zamanla kazanılmayacak şeyler değil...
      bir gün bu yazıyı okuduğumda evet hedeflerime ulaşmışım derim Allahın izniyle ....