28 Temmuz 2012 Cumartesi

Var...

Önümde bir hayat var
lakin sonunu kestiremedigim

Ümitsiz umutlarım var
Miktarını belirleyemediğim ...

Yorgun uykularım
Antika hayallerim
Korkulu rüyalarım var

Issız bir köşe başında
Nacizane yanlizliklarım var

Dur durak bilmeden koştuğum
Irak amaclarım var

Rezil bir dünyada çiçek acmış bir bahçem var
Her çiçeğe sevdanın adını koyduğum

23 Temmuz 2012 Pazartesi

DOĞUKAN EFEME ....(geleceğe mektup )

   Seni sevmekti en güzel şey aslında tam 1 yıl once bugün doğuvermiş bizi dünyaya ortak etmiştin.. Herşey senle güzel sensiz ise anlamsız ve sıkıcı gelmişti.Her adımda seni düşünüyor her cümlem sen kokuyordun oyle guzel bir kokun vardı ki başka hiç bi koku çekmiyordu güzel gelmiyordu artık...Sonra yavaş yavaş herşeyimize ortak oldun . Birlikte yemek yer birlikte guler birlikte uyur olduk sankı saatım sendın artık ve herseyimi sana göre ayarlıyordum ...Gece nobetlerınde hep fotoğrafını sevıyor sabah gelınce doymayacagımı bıle bıle buyuk bır askla senı opuyordum. Senı cok sevıyordum ben kımseyı sevemedıgım kımseyı ozleyemedıgım kadar cok sevıyordum.
     Annen işe başlayacağı için sana bakıcı arıyorduk .Ama seni yabancı bir ele vermek istemıyorduk.Birde baktıkki sonra benden daha ıyı bır dadı bulamaycagız sana .beraber uyanıyorduk oncelerı ayagımda uyuyordun ,daha sonra omuzumda uyumaya basladın ve nerde olursa olsun omzumda uyudun..Nobet cıkıslarımda bazen ıdare bıle edıyordun beni.kendı basına oynuyor bana hıc dokunmuyordun Kahvaltı yapıyorduk bırlıkte oglen yemeklerımız oglen uykularımız vardı hersey bızımdı bız beraber yasıyorduk hayatı..



     Birde baktımki 1 yaşına gelmişsin evet belki hala yürümüyor ve konuşmuyorsun ama bana konuşan yürüyen bir çok insandan daha iyi bir hayat enerjisi veriyorsun.Öncelikle gülüyorsun .Kim olduğu hiç onemli değil herkese heryerde gülüyorsun . Gülmenin nasıl güzel birşey olduğunu öğrettin bize somurtmanın hiç bir fayda sağlamadığını hep gülerek de dünyayı güzelleştirebileceğini öğrettin .Teşekkürler her şey için oğlum iyi ki doğdun ve iyi ki benim mukemmel ve biricik oğlumsun .Bugün düşündüğüm şeyler 2. 3. 23. yaşında da değişmeyecek ben bundan eminim sende emin ol ...(geleceğe mektup)...21.07.2012

6 Temmuz 2012 Cuma

küçük anahtar deliğim
































sana yandım...
hani öyle böyle değil
eriyene kadar ...
her zerremin kaybolup bir olduğu gibi
sadece tek bir madde olarak kaldım
seni sevdim
aslında sevmedim
ama sevdirdin önce baktım ki
kimse yokhep karanlıktayım
küçük bir anahtar deliği gibi kapıyı gösterdin önce
 ve çıkarttın beni aydınlığına
körmüşüm meğer senin aydınlığın olmadan
hovardaymışım meğer
teni zevk sanan
senmişşin herşey heryer
ama görmemişim
anlamsız yaptıkların olsada
en büyük derdin benmişim
bana bu kadar aşıkken ben sana pek bakmamışım ve aslında
sen
sen
sen
anlatılamaz bir rüyasın ..
başını az sonunu biraz hatırladığım
aslında hep korkmuşum başka bir aşktan ama
sen varken kimse giremezmiş penceremden
en kötü günümde sen
en iyi günümde sen varsın
bugun baktımda seni çıkarınca hayattan
 benim bir filmim bile yok ölürken gözleerimin önünden geçecek....
her yanım bu kadar sen ken ben kendime ihanet edemem ..
bu son söz...

3 Temmuz 2012 Salı

ne çok özlemişim ey yeşil seni...

        Apartman fareleriyiz demiştim ya evet cidden öyleyiz bunu köye gidince daha iyi anladım ...doğanın hiç bir harfi olmayan bir yerde yaşıyoruz gerçekten.Belediyenin yaptığı kümes gibi bir iki parka insanlar tıkışıp kalıyor başka hiç bir şey yok.Ne bir renk ne bir koku nede bir emek var oluyor bu ağacı ben diktim demedikten bu sebze benim demedikten sonra neye yarar  o parklar bahçeler senin ürünün olmadıktan sonra....
        Bunları köyde yeşillikle uğraşınca daha iyi anladım.Babam hasta olduğu için bahçeyi sulama işi bana düşmüştü bahçeden 3 4 arık domates,1-2 arık salatalık 1 arıkta patlıcan ekilmişti .Tabi daha olmamışlardı ama yine de uğraştık bir güzel neyse .onları çeşme suyu ile değil kuyu suyu ile suladık tabi bizim evin bahçesinde kuyu var küçükken babam onun içine girerdi onu hatırlıyorum çok korkardım nasıl iner o koca deliğe diye.
     




        Neyse başladık bahçe sulamaya.önce sebzeleri suladık Tabi bu arada bizim ufaklıkta otlarla taşlarla oynamakla meşguldu .. Oda çok sevdi oraları  bence ..Sebzeler bitince  30-40 kadar elma ağacımız var bahçede onları sulamaya başladım.Bi taraftanda elime çapayı aldım ve diplerindeki yabani otları temizledim...yoruldum biraz ama öyle tatlı bir yorgunluktu ki o öyle güzel bir uğraştı ki anlatamam ...
Suyla ,ağaçla otlarla uğraşmak öyle güzel şeylerdi ki uzun bir süre sonra çok hoş vakit geçirdim .
   VE belki de ilk defa insanların neden köylerden şehirlere gelmediğini anladım ...Neden bıraksınlar ki o güzelim doğayı o güzelim yeşilliği neden terkedip bir eve hapsolmak için gelsinler ki....



    yaşlanarak değil yaşayarak ölmek için hayal dünyamın kapılarını açıp gerçek hayata ağaçlar dikeceğim....

   

ruhu genç babam



























zordu benim için tatile kafa dinlemeye gitmişken birde baktım ki babam hasta
Evet kolay olmalıydı aslında 85 yaşında benim babam diyebilirdim ama
2.kez karşılaştığım bir şey babamın hastanede olması zor oldu
o dağ gibi babam en ufak bir çıtırtıda gözleri dolar,konuşamaz olmuştu
eee koca namı değer yozgatlı idi o yorulmaz hiç durmazdı sabahın 6 sında kalkar bahçede tarlada ineklerin yanında vaktini harcardı akşama kadar hiç durmadan bişeyler yapardı
zor du onun için bir hastane odasına tıkılıp kalmak dünyalar onunken
aynı zamanda hala gençti ruhu niye böyle oldum ben diye sorabiliyordu
yaşlıyım demedi hiç babam
ölümü kolayca ağzına alabilen
ama hiç ölmeyecek gibi yaşayabilen biriydi benim babam
hala ayaktasın Allahıma şükür
okulumu bitirdiğimi görsün evlendiğimi görsün torununu görsün diye görsün sıralarken sen hala ayakta idin babam
kimseyi sevmezsin gibi yapmak zorundamıydın bilmiyorum ama biliyorum beni seviyorsun bir kere oğlum demesende başımı okşamasanda biliyorum seviyorsun
haaa sevmesen ne olur benim sevgim ikimizede yeter babacığım sen yeterki yanımda sağ salim otur
o koca heybetinle ve sımsıcak yüreğinle ...

işte geldim

SELAMLAR tekrar saygıdeğer sayfam . Özledik bir birimizi farkındayım ama kafa dinleme gerekıyordu biraz azcık konya azcık köy azcık da alanya kokladım geldim tekrar sehri hapishaneme :) Ama çoğu konuda iyi çoğu konuda kötü bir tatil oldu benim için neyse 3 post yazacağım demiştim başlamanın zamanıdır senle bugün tekrar başlıyoruz ve yazmaya klavyeler de harfler bitene kadar devam ediyoruz


başlasın serüven konuşsun kelimeler sevişsin cümleler saygı değer saYFAM....

11 Haziran 2012 Pazartesi

seyyah bir gezegen

gözlerine baktığım gündü aşk
seni elime veren hemşire gülüşüydü
ve ilk sesini duyuşumdaki o heyecan
belkide 23 adımlık hayatımın en güzeliydi
şimdi büyüyorsun
ellerimde, birlikte büyüyoruz 
şimdi sen ve ben varız 
sen nasıl muhtaçsan bana 
bende sana muhtaçım senden fazla
uzak kalamam ne senden ne kokundan 
bir gülüşün yeter dünyama 
bir bakışın yeter
bu küçük evrenime 
aslında sen 
evrende güneş 
bende senin ekseninde 
dönen seyyah bir gezegenim

6 Haziran 2012 Çarşamba

game of thrones 2.sezon final..

















 

             Sanırım mart ayında bir arkadaş tavsiyesi ile izleyemeye başladığım ve 34 günde 1.sezonu bitirip nisan ayını iple çekmeye başladığım bir dizi idi . Muhteşem bir kurgu ve hayal gücü ile kurgulanmış 7 krallık ve bir sürü dış etken vardı hayran kalmıştım resmen . imdb notu 9.4 idi sanırım .Ama 1. sezonu bitirdikten sonra yine  bu tarz bi yazı yazmıştım
   2. sezona gelince çok fazla bilgi vermek hoşuma gitmiyor ama yine muhteşem bir kurgu ile devam ediyordu bunu yazanın bir insan olduğu bile bazen bana hayal geliyordu.Bu duyguyu harry potter ve yüzüklerin efendisinde hissetmiştim.


  Bu sezonda da yine aynı favori karakterlerim vardı arya khalesi ve küçük şeytan. Şükür ki hiç biri ölmedi sadece küçük şeytan yaralandı ve bir paçavra gibi bir köşeye atıldı .Ama bence savaşın kazanılmasında en önemli rol onundu muhteşem bir zekası var ve kitap aklın kılıçtan daha keskin olduguna inanıyor....
kahramanımızsın küçük adam







                                   bu sezondaki favori karakterlerim ise

                                             arya starkın adamı jager h' gar 



                                              jon snowun baş belası ygritte




                             starkların çoçuklarının kurtarıcısı olan barbar:) 






Ama diziye şimdi birde ap ayrı bir yaratık ordusu dahil oluyor.Onları da savaşa katılmasını düşünmek ise çok daha feci bir durum Jon snowun durumu ise hala muallak duvarın diğer tarafında neler yapacak kim bilr?
     bakalım gelecek sezonda neler olacak bu kez çok bekleyeceğim ama olsun her şeye rağmen değer bu arada hepsini baştan tekrar seyrederim belki belli mi olur :) 3. sezon final yazasında  görüşürüz artık .


game of thrones hiç bitmesin 
yaşasın kuzeydeki kral....:)

3 Haziran 2012 Pazar

apartman fareleriyiz

sabah uyansam diyorum yorgun argın değil ama
dinç ve zinde sessiz ve sakin bir yerde
her yer yeşil veya mavi olsa başka hiç bir şey olmasa
2 ayaklı konuşan hayvan az, konuşmayan çok olsa
egzoz kokuları, apartman kokuları, lağım kokuları ,soba kokuları yerine
çam kokusu deniz kokusu ,yağmur kokusu toprak kokusu olsa
buram buram hayat koksa her yer pencereyi açınca can girse içeri bunalım değil
yeşillklerde yürüsek toprağa adım atsak gökyüzüne bakmak için zorlanmasak
aslında hepimiz tutsağız bize biçilen bu kümes misali evlerde kimi balkonsuz kimi yerin dibinde olan evlerde
aslında hepimiz tutsağız penceresi karşı apartmana bakan perdeyi bile açamayacak bir haldeki bizler
suçumuz yaşamak istemek büyük şehirlerde
suçumuz aile kurmak
hiç bir zaman koklayamayacağız toprağı bu şehirde ve hiç birimizin çoçuğu yeşile hasret olmayacak
bizim hapishanemizde büyüyecekler okumak için
ve bizim hapishanemizde çürüyecekler bizim gibi
ne gerçek domates kokusu bilecekler ne salatalık
bildikleri tek şey hamburger kokusu sosis kokusu olacak
kimi mcdonals kimi burger king diye tutturacak
hiç biri domates ekmek yemeyecek
ve hiç biri belkide bisiklet için ağlamayacak
bilgisayar için cep telefonu için playstatıon için ağlayacak
bilye oynamayacak
counter oynayacak knite oynayacak
bizim hapishanemizin tek çiçekleri onlar olacak
 ve bir gün biz gibi sadece sanal yaşayacak gerçeği unutup ev ve iş eksenine düşecek
geriye baktığında ise emekli olduğu için biraz para ve belki de üç beş ilaç raporu olacak
ve biz belkide doğaya karışmadığımz için doğayı yok ettiğimiz için bize küfredecek
ama her şey için çok geç ve doğayı sadece tatilde görüyor çoğumuz veya emekli olup uzaklaşınca
yoksa hepimiz apartman fareleriyiz o küçük deliklerimizde

29 Mayıs 2012 Salı

Ahmet Ümit-Beyoğlu Rapsodisi ardından ..

    Veee bir dostluk daha bitti..  (Ahmet ümit-beyoğlu rapsodisi ) .İstanbul aşığı bir yazarın kitabını okumak beyoğlunun tarihini öğrenmek çok güzeldi.Ama bu kitaba ben kesinlikle polisiye-gerilim  diyemem.Çünkü kitap arkadasındaki yazıyla bu kitabın çok da alakası yok. O kadar beğendiğimi söylemeyeceğim. Ama yinede güzeldi en azından beyoğlu tarihi açısından güzeldi .
             Ahmet ümitin okuduğum 2. kitabı. 3. kitabınıda okuyacağım sultanı öldürmek o da böyle  olursa ahmet ümit seni bir daha okuyamayacağım kusura bakma. Sorun sende değil bende yüksek tutuyorum çitayı gerilim macera için yukarı çekiyoruz ama daha aşağıda bir olay bulup üzüyorum kendimi . Önyargılarla okuyoruz güzel olacak diyoruz ama o kadar da çetrefilli bir olay olmuyor...

    neyse seninle tanışmak güzeldi beyoğlu rapsodisi ...

   Sıradaki dostum çok severek okuduğum konu olarak olmasada kalem olarak çok sevdiğim kalemini muhteşem bir kıvraklıkla kullanan Elif ŞAFAK ve kitabı BiT Palas.Bir çok kitabını okudum senin sanırım bi medcezir kaldı onuda okudukmu  tamamdır yeni yazacaklarını okuyabılırız..Bir erkek olarak bazen zorlanıyorum senın yazdıklarını okumakta ama yinede o kadar da zor değil.
Hadi bakalım  
Açılsın perde çıksın oyuncular sahneye hadi bakalımm iyi dostluklar bize...

25 Mayıs 2012 Cuma

OĞLUMLA BU GÜNÜM

merhabalar saygı değer sayfam bugün bir nöbet çıkışı daha oğluşumla birlikteydik. Yine erken uyandı hayta ama olsun..10 aylık oldu bu arada gün geçtikçe büyüyor hep akıl olarak hemde fiziksel ve bu büyümenin benim gözlerimin önünde olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor
       3 aydır gündüzleri birlikte takılıyoruz ve birbirmizi çok fazla üzmedik benim nöbet çıkışlarımda bile anlayış gösterip bi kenarda oyun oynuyorsun öyle çok seviyorum ki seni ap ayrısın sen bir sen varsın birde diğerleri... Ama senden çok şey öğrendim mesela insanlara ne derlerse desinler gülüp geçmeyi öğrettin bana Ki sen herşeye gülüyorsun Allahıma çok şükür ki her ne olursa olsun sallayıp geçmeyi herşeyden herkesten daha iyi yapıyorsun istediklerini açıkça söylüyorsun hani diyorlar ya bebek bakmak zor diye aslında yetişkin ve dünyanın pisliğine bulanmış insanlarla uğraşmak daha zırmuş onu anladım sanırım birlikte büyüyeceğiz oğlum ben sana sen bana bişeyler öğreterek büyüyeceğiz ama en önemlisi ikimizde hep böyle birbirimiz sevgi dolu gözlerle bakarak büyüyeceğiz belki ben yaşlanacağım belki sen büyüyecek genç olacaksın ama değişmeyen tek şey bu olacak hep seveceğiz birbirimizi..
  Bu gün birde bloglara  şöyle bir göz atarken diloşun kahvesinde bir yazı gördüm ve paylaştığı siteye baktım ve bakmamla eğlenmeye başlamamız bir oldu  tabi :)  İşte diloşun yazısı tam olarak buydu ve o güzel siteyi buldum sizlerde eğlenmek istiyorsanız bu kameranın karşısına geçin derim ben :)eğlenceli ve üyelik felan da istemiyor .  teşekkürü bir borç bilirim diloş :)

 bu fotoğrafların hepsi orda çekildi :) daha komikleride var ama bu kadarı yeter :)

http://neave.com/webcam/ işte site bu















22 Mayıs 2012 Salı

bana ait olan



















 



Elimde kalem olsa yazsam seni sokaklara
Ve sensizliği silsem tüm silgilerle evrenimden
Dün gece gibi yakınsın ama bitmiş bir rüya kadar uzak
Sakınmaktan ne hale gelmiş dilim adını anmaz olmuşum
Ve sen öyle bir sensinki senden bile büyüksün aslında
Yarınlarımı çalan hırsız
Geçmişimi çeken süpürge
Kaderimi çizen ressam
Bakıyorumda köşe bucak senle olmuşum ben
Bakıyorumda seni tanımadan sevmişim ben
İçimde bir sen yaratmışım sana bile söylemeden,sormadan
Ne geceye ait olmuşum ne gündüze
Ne siyaha bulanmışım ne beyaza
Ne ay beni sevmiş ne güneş
Arafta doğmuş arafta batmışım ben
Sıkışıp kalmış,hep aynı zaman dilimi
Şimdi sen çıkıp gelsen bile tanımam seni
Çünkü gözümdeki sen senden öte
Çünkü ben içimde yeni bir aşk büyütmüşüm
Kimseye yazılmamış olan ...
Kimseye ait olmayan sadece bana
Ve yanlızlığıma emanet olan...
Karanlık köşelerimde..



(alıntı değildir:)

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Sinan Yağmur-Aşkın Gözyaşları Hz.Mevlana Ardından

               Sanki bugün mevlana okudu ben dinledim kitabı biraz önce bitirdim çok olmadı evet hatta baya da  yeni. Ama ağlamamak için zor tutuyorum kendimi . koşa koşa ölüme giden bir insanmış meğer mevlana.. dünyaya onun gözünden bakmak bile bence körelmiş kalbimde büyük başarı .Kitabı bitirdim ve yüzüme kapattı ve Allaha dua ettim sadece sakalının bir teli düşsün içime sadece bir teli . o bile yeter bu bataklıktan çıkmama dedim. Bu dünyanın küçük bir çarkı olmaktan o  bile bana yeter Allahım dedim. Bir kitap bu kadar mı hissederek yaşayarak yazılır anlamıyorum ilk kitapta böyle şeyler hissetmiştim ama bu kadar değildi diye düşünüyorum ben. Bunları bu kadar yıl aradan sonra bir insan nasıl yazar nasıl yaşar bende bilemiyorum inanın bana nasıl olur bunlar bende bilmiyorum  ama bildiğim bişey varsa sinan yağmurun içinde çok farklı bişey olduğu gönül mükerrekebi kulandığı gerçekten doğru yoksa bu kalemi kullanması imkansız .

     Mevlana ve şemsi elif şafağın aşkıyla tanıdım belki ama inanın çok pişmanım o kadar geç tanımış olmama .Keşke birileri söyleseydi bana bu kadar yakın olup bu kadar uzak olmak bana çok fazla acı veriyor elimden gelse idi şuan giderdim şems tebrizi camiine ve naaşının bulunduğu  yerde sabaha kadar beklerdim. Ben neden bu kadar geç tanıdım sizi diye 2007de tanışmıştım Ve çok sevmiştim ikisinide ama şemsi daha çok.Çoçuğumun göbek isminide şems koymuştum . Ama şuan istanbulda olmam ve onlardan uzak bir yerlerde olmam mevlanayı çok az ziyaret etmiş olmam şuan o kadar çok acı veriyor ki bana keşke diyorum daha çok gitseydim gezmek için değil bişeyler okuyup gitseydim diyorum yanlarına bişeyler bilerek . Neden bu kadar kör müşüm ben.Ama açıldı gözüm . Mevlana ve şemsi anlayamam belki ama yaşarım içimde onlarla onların ahlakıyla duruşuyla hani saf iyiye gidiyorsam onlarsız olmaz .Umarım bundan sonra en azından bu günden sonra daha doğru bir yol bulurum daha düzgün bir hayat sürerim kendi gözümde herkesin ne dediğine değil içimdeki sese uyarım kimbilir belki bende bir şems bulurum.. Yürümek için daha iyiye... kalemine sağlık sinan yağmur muhteşem bir kitaptı.Kimse böyle bişey yazmaya cesaret edemezdi sanırım ve kimse ömründe senin yaşayıp yazdıklarını anlatamaz anlayamaz nasıl bir ruh haline girdin nasıl şems oldun nasıl mevlana oldun bilmiyorum ama kalemine yüreğİne sağlık
   yine muhteşem bir dostluğun daha sonuna geldik TEŞEKKÜRLER SİNAN YAĞMUR &AŞKIN GÖZYAŞLARI MEVLANA..
 BİR SONRAKİ HİKAYEMİZ SENLE KİMYA HATUN BİRDE SENİN GÖZÜNDEN DÖKÜLEN GÖZYAŞLARINI  OKUYACAĞIM



  VVEEE  sıradaki randevum seninle ahmet ümit - beyoğlu rapsodisi  umarım dostluğumuz daim olur muhteşem bir dostluk yaşadım ve bitti haydi hayırlısı başlasın yeni bir dostluk daha açılsın ilk sayfan!!!

13 Mayıs 2012 Pazar

SENİN İÇİN ACI ÇEKEN TEK CANLI ANNEDİR..

            belki hiç istemişti belkide aldırmak istemişit beni ama dünya yolculuğum başlamıştı artık . Alışmıştı o da bu duruma ve zamanla oda sevmişti beni her anne gibi . Köylüydü benim annem Köyünden hiç çıkmamışdı.. Daha onbeşinde, iki çocuklu ve 35 yaşında olan babam ile evleniyordu ..
             Dünyaya geleli daha 15 yıl olmuşken eş olmuştu kendinden 20 yaş büyük birine ve 5 yaşında bir çoçuk ona anne diyecekti...Onun gözünden dünyaya ben bakamıyorum bile bu kadar yükün altına girmek istemiyor hayallerim..Birde kocası uzun yol şöförü olunca evin çoğu işi ona bakıyor üstüne birde sinirli ve sabırsız biri olan babamın agresif ve ani sinirlene ve dayağa eğimli  duyguları ile  daha genç olamadan belkide yaşlanmışdı annem onbeşinde..
     Sonra ilk çoçuğuda doğduktan bir müddet sonra ölünce belki bir travma daha geçiriyordu.Sonra  2-3 sene arayla 4 erkek dünyaya geliyordu ve acılar aynı dozda devam ediyordu belkide .
    Yıllar yılları kovalıyor ve son çoçuktan tam 19 yıl sonra annem 42 babam 62 yaşında iken ben dünyaya geliyordum. İstenmeyecek kadar varım yani... olsun  diyor ve tutuyorlar elimden büyütüyorlar diğer kardeşlerime nazaran daha rahat büyüyorum annemin sevgisi sayesinde.Sonsuz sevgi sıfır nefret ile büyütüyor beni hep  dizinde yatırıyor yanlarında ayırmıyor 14 yaşımda liseye yatılı okumaya gidene kadar.
    ve ayrılık gelip çatıyor annemsiz günlerim başlıyor hiçbir yer annem kokmayan annem gibi olmayan bir kent ve sevgisiz bir dünyaya bodoslama dalıyorum . Annemde son yavrusundan uzakta kalıyor ama ikimzide içten içe biliyoruz birdaha dönüşüm olmayacağını o eve 2002 de bir çıkıyorum evden sonra sadece tatillerde görebiliyorum annemi ..Özlüyorum hep annemi ama oda beni para biriktiriyor babama çaktırmadan benim için o yaşlı yüreğiyle . ve hep seviyor beni neden diye sormaıyorum çünkü bizim ailede duygular konuşulmaz sevgi konuşulmaz kimse tek kelime etmez sevmıyorsa soyler ama olumlu güzel şeyler konuşulmaz pek kimse bilmez öyle konuşmayı :( 
   Herkesin annesi kendine güzel geliyor olabilir ama benim annem büyük kadındır bence bu aile hala ayakta ise hala kardeşlik varsa annem sayesindedir ..Seni beğenmeyenlere hep sorarım içimden ve de kızarım nende benim gibi göremiyorlar diye ama artık kızmıyorum ve sormuyorum benim görüdğüm gibi gormesinler seni beni herşeyinle sevdim anne yanlışınla doğrunla ve hep seveceğim ölene dek.. 
   Tıpkı senin beni sevdiğin gibi tıpkı senin beni gördüğün gibi...
    Hep duam aynı olacak Allah sana benim acımı yaşatmasın Anne 
    Bu dünyada çektiğin her acının mukafatını fazlasıyla alırsın inşallah anne 
     

bu yazıyı yazarken asla unutmayacağım biri varsa toplumsal adı kaynana olan ama benım anne 2 olarak adlandırdığım kanatsız melek :) Senin üzerimdeki haklarını asla unutmayacağım ne bugun nede yarın senide en az annem kadar seveceğim Her ne olursa olsun hep saygılı olacağım 
  seni kızından ötürü değil senin o tertemiz ve sonsuz iyilikle dolu kalbinden dolayı seviyorum

İKİNİZİDE ÇOK SEVİYOR VE BU ÖZEL GÜNDE ELLEERİNİZDEN ÖPÜYORUM...

       

ŞAMPİYONSUN GALATASARAY ...

bu blog da yazılacak bişey değil belki ama sonuçta bunu için beni yargılacak kimse yok :) sevincimi hüznümü paylaştığım dostlarımı anlattığım bir sayfa burası benim için ve buda benim için büyük bir sevinç ve anlatmam lazım

Tüm stres sıkıntı dert keder hepsi geride kaldı .Geçen hafta pazar günün den beri fenerbahçe maçını düşünüyor her gün hemen hemen onlarla ilgili haber okuyor onlarla ilgili yorumlar yapıyordum.
          Aslında sıkıntı sadece bunla da değildi.O gece nöbetçi olmam ve hastanemin kadıkoye yakın bir yerde olması idi . Düşünmesi bile çok kötü idi. malum fenerbahçe kazansa idi fenerliler ya travma ya biber gazı zehirlenmesi , yada alkol intox olarak acile gelecekti bende galatasaraylı olarak delirecek çıldıracak belkide terbiyesizleşip içimden küfürler edecektim Ama adalet yerini buldu ve şükürler olsun ki bu olayların hiç birini yaşamadım
      Şampıyon olduğumuzda çıktım dışarı aldım atkımı  bi 5dk sevindim . Sonra herkesin medeniyeti farklıdır deyip atkımı çıkarttım ve çalışmaya devam ettim tabi fenerbahçe formaları dolu bir acilin içinde.. alkol intox bir genç cünent çakıra küfürler ediyor ''Golümüzü yedi i..ne diyor .Niye verdiniz lan şampıyonluğu diye naralar atıyordu acilin içinde .. eee şampıyon oldugumuz için  içimden kıs kıs gülüyordum .. Eğleniyordum böyle olaylarla . Tabi bir çokda darp ve kafaya yabancı cisim alan omzu çıkan insanlar geldi tabi ama beni en çok alkollu anti-cünetci arkadaş eğlendirdi.
   Geçen seneki travmatik sonun ardından bu sezon şampiyon olmamızı ben beklemiyordum açıkçası ..Berbat bir sezonunu ardın da bu seneki geri dönüş tüm galatasarylıları oldugu gibi beni de sevindirdi tabi.Bu senenin kahramanlarını başta fatih terim , ünal aysal, ve futbolculardan da elmander selçuk muslera ve genç semih olarak  seçiyorum .Umarım çıtayı yükseltiriz ve seneye daha iyi bir kadro ile şampıyonlar liginde oynarız ..



Bize yaşattığın bu güzel sevinçten dolayı SONSUZ TEŞEKKÜRLER GALATASARAY ....
ŞEREFTİR SENİ SEVMEK SENLE AĞLAYIP GÜLMEK GALATASARAY...

VE ŞAMPİYONLUK POZUMUZ OĞLUŞUMLA
BİRDE AİLECEK VAR TABİ :)

10 Mayıs 2012 Perşembe

GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT&JOHN VERDON ARDINDAN ...

                                                               mahvettin beni gurney be :)
kitapda  muhteşem derecede kurgu var ve ne olduğunu kimin kim olduğu anlayamıyorsunuz .sürekli birileri ölüyor ama kim neden niçin kimse bilmiyor sonra hala böyle devam edecek derken ışıklar yanıyor ve katil karşınıza çıkıyor göz göze geliyorsunuz...
              Son zamanlarda okuduğum gerilim macera tarzı kitapların en iyilerinden biriydi bence ... İnanın neler olduğunu anlamak için vites yükseltiyorsunuz ne olacak diye adeta koşturuyorsunuz. hadi kim bi ipucu diyorsunuz ama olmuyor öyle işte sonra hala delil arıyorlar zannediyorsunuz ...
                  Çok fazla kitap içeriği hakkında yazmak istemem okumayan olabilir ama bence kesinlikle okuması gerekiyor .Gerilim-macera seviyorsanız ve john verdon un 1. kitabını okumuşsanız veya okumamışsanız ikisinide alın ve hemen okuyun derim pişman olursanız her türlü hakarete açığımm ...
       3. kitap için çok fazla bekletmetme bizi john! Dan brown,tess gerritsenn ve adam fawerdan sonra senide dört gözle yazmanı bekleyeceğim
            VE dedektif gurney senle bir buluşmamız daha var bakalım hangi macerada? Güzel vakitler geçirdik teşekkurler  JOHN VERDON-GÖZLERİNİ SIMSIKI KAPAT
       ŞİMDİ  sıradaki kitabım kendi memleketim kopup gelen bir hikaye  ve ilk kitabını okumuş olduğum aşkın gözyaşları serisinin 2. kitabı var .Zaten şemsi seven biri olarak ilk romanı severek okumuştum.Yeni bir dost ile tanışma, kaynaşma ve muhabbet zamanı geldi artık ..  Hoş sohbetler geçer umarım aramızda senle sinan yağmur - aşkın gözyaşları-2 (mevlana)..

OKUMADIĞIM KİTAPLAR VAR ELİMDE ONLARIN DA BİR SIRALAMASINI YAPTIM HIZLANMAM GEREKİYOR SANIRIM BİRAZ :) YENİ DOSTLARIMI BEKLETMEK İSTEMEM :=)

1  AHMET ÜMİT-BEYOĞLU RAPSODİSİ
2  ELİF ŞAFAK -BİT PALAS
3  SUZANNE COLLINS -ATEŞİ YAKALAMAK
4  SİNAN YAĞMUR-AŞKIN GÖZYAŞLARI
5  ZÜLFÜ LİVANELİ -SERENAD
6  WLADIMIR BARTOL- ALAMUT
7  İSKENDER PALA -ŞAH VE SULTAN
8  TESS GERRİTSEN-BIÇAK SIRTI
9  ORHAN PAMUK -KAR
10 TESS GERRİTSEN-ASLA ARKANA BAKMA
11 CHRIS CLEAVE-KÜÇÜK ARI
12 AYŞE KULİN - GİZLİ ANLARIN YOLCUSU


UMARIM ARAYA KAYNAK YAPMAM :) AMA SİZE DE BUNUN İÇİN SÖZ VEREMEM A DOSTLAR :)

7 Mayıs 2012 Pazartesi

hayalden bir gece ve hayallerin devamı ...

Öylece oturmuştuk elimizde birer dost ,, aklımızda onları okudukça oluşan hayal denizi .
evet evet ilk defa aşkımla salonumuza oturmuş elimize birer kitap almış okuyorduk.. Televizyon yoktu bilgisayar yoktu  sadece biz vardık ve iki kitap ... Yapmak istediğimiz ama yapamadığımız bir hayaldi belkide ikimiz içinde . hafif bir müzik çalıyordu tabi radıo voyage dan . bilmediğimiz duymadığımız ama tınısıyla uçup gittiğimiz kitaplarımıza eşlik eden güzel ve farklı müzikler..
    Aşkımın elinde ayşe kulin gizli anların yolcusu benim elimde ise gözlerini sımsıkı kapat ve john verdon vardı ASLINDA ÇOK DA ÖNEMLİ DEĞİLDİ NE OKUDUĞUM
orda yaptığımız şey önemliydi 4 saate yakın oturduk orda . ben kuşburnu yaptım içtik kitaplarımız hakkında yorumlar yaptık konuştuk bence muhteşem bir gece idi .Birlikte film seyretmek kadar tiyatro izlemek konsere gitmek kadar eğlenceli bir olay bence farklı noktalara bakıyorsunuz belki ama  yinede aynı anda hayaller kuruyor şoklar yaşıyor hüzünler sevinçleri paylaşıyorsunuz
          Kitapları hep seveceğim toplu kitap okuma etkinlikleri düzenlenen bi ülkedemiyiz bilmiyorum ama bence o da çok zevkli olur 30 kişilik bi grupla kitap okumak bence harika olurdu :)
         Böyle güzel geceleri ,anları Allah bana daha çok okutur umarım çevremde kitap okuyan erkek bulsam tutup kıtap okuyacagım onunla ama yok bulursanız yollayın sırf uyuzluk olsun diye kahvehaneye gidip beraber kitap okuyalım herkes delimi bunlar diye bakseın. :) aslında deli olanların onlar olduklarını bılmeden.. Cidden kitap okuyan bi erkek neden hep aynı tepkiyle karsılasır ki bazı kıtapları 2 hafta kadar felan elımde kalıyor ve her nobete kıtapla gıdıyorum . vee sırf hava olsun dıye kıtap tasıdığımı soyleyenler bıle var .siz utanmıyorsunuz okumuyoruz diye ama ben kıtapla hava atıyorum değil mi siz tesbih çekiyorsunuz saçma sapan diziler takip ediyorsunuz populer işler yapıyorsunuz hava olmuyor ama benım kıtap tasımam hava oluyor :) güldürüyoelar beni sağ olsunlar
     Bir gün bu ülkede de televizyon ikinci plana atılır umarım . bir gün herkes kitap okur ve bir gün kahvehanede kıtap okuyn birini görürüm umarım veya birilerini veya herkesi :) hayallerimden biride bu :) umarım o gece gbi bu da gerçekleşir :)

27 Nisan 2012 Cuma

OKUMAK İSTEDİKLERİM...













BUNLARI UMARIM Kİ TEMMUZA KADAR OKURUM... BAZILARI ELİMDE VAR VE ALACAKLARIM DA VAR AMA OKUYACAĞIM BUNLARIN HEPSİNİ İNŞALLAH... BEKLEYİN BENİ YENİ DOSTLAR BULUŞMAMIZ YAKINDA...















23 Nisan 2012 Pazartesi

dostlar ve anılar

                   Yine bir ayrılık vakti gelmişti dün gece dostlar bavullarını hazırlamış ve ayrılık için yola koyulmuşlardı.. oysa ne güzeldi geldikleri gün oysa ne güzeldi o ilk buluşma .. sarılmalar hasret konuşmaları herşey güzeldi .. 
              güzel bir kahvaltı ile başlamıştık dostlar ile muhabbete... araya bir nöbet arası vermiştik ama  sabah yine dostlarım ile koşuşturmaca başlamıştı .. güzel bir gezi sonrası üsküdarda çay keyfi ve eve dönüş gerçekleşmişti muhteşem bir sofra ile karşılanmıştık ve tabiki bizim elimizde de bir şişe yakut ve rakımızla sofrayı güzelleştirmiştik.Dostlarla olan muhabbet, ve güzel şarkılarla türkülerle eğlenceli ve güzel bir gece geçirdik..Şarabın bende bıraktığı ve gece boyu yakan ateş hariç :)...
    Sabah uyandığımızda ise güzel sohbetlerle bir kahvaltı yapmış ve istikamet istiklal diyerek yola çıkmıştık 
taksimden galataya inip de kokoreç yemeden gidemeyen biri olarak hep beraber kokoreçimizi hem yeyip hem gittik... haliçi selamladık ordan biraz emin önü turu atıp çayımızı yudumladık sessiz sakin bir köşede... Gariptirki hiç yorgunluk yoktu hiç birimizde oğlum dahil. Çünkü herşey sevgi ile dostluk ateşi ile yapılıyor kimse yorulmuyor her saniye eğlenceli geçiyordu.. daha sonra üsküdara gelip ordan eve gitme planları yaptık mangal yapacaktık çünkü en son kurban bayramında yaptığımız düşünülürse çokda güzel olacaktı balkonda kaçak mangal yaptı dostlar ben pek anlamam :) ve afiyetle yedik ...
   Sonra spontane gelişen bir olaydan hadi taksime gidelim dedik ama saat 12 30 du karşıya geçmemiz 2 yi bulmuştu ama ne yazar dostlarla bırlıkte ısen saatın yerin ne onemı vardı gittik istiklale bulduk bir gitarbir keman efkarlandık eğlendik oynadıkk... guzeldi ve sonra döndük tekrar evimize ...

   her gün ayrı güzel her an ayrı tatlı ayrı heyecanlıydı herşey çok güzel her an çok özle geçiyordu ama geçiyordu işte ve bir de bakmıştıkki ayrılık saati geliyordu ve ayrılık saaati gelmişti... sarılıp ağlamak geliyordu içimde hıçkıra hıçkıra ağlamak . oğlunu askere gönderen anne-baba gibi yarini uzağa gönderen aşık gibi...Ama seviyorum ayrılıkları,hasreti ..sevgiyi kıymete bindiren  dostları cilalayan bir olay bence ... muhteşem bir hafta geçirdim ihtiyacımda vardı çok kısa geçti ama olsun herşey çok güzel hoş doyumsuz idi ... sağ olun dostlarım iyiki varsınız herkes bu şehirde çıkarcı iken gerçek arkadaşlıklar yokken çevreci işim düşer mantığıyla herkes birbirini idare ederken insanın bu çarka yenik düşmemek için böyle dostların olması sevindirici ama bir çok insanın bu çarkın ta kendisi olması da bir o kadar üzücü....

17 Nisan 2012 Salı

baba ve piç-elif şafak (ardından)

Yaklaşık 3 yıl önce elime aldığım ama okuyamadığım daha sonra bi kitap muhabbetinde elif şafağı konuşurken arkadaşımın bu kitabı okuduğu ve elinde olduğunu söylediği ve benim istememin yaklaşık 3 -4 ay sonrası elime ulaşan ve yine sonra benim alıp başka bir arkadaşıma verdiğim ve tekrar ve yine sonra 1 ayda ben okuyayım diye elimde sürünen bir kitap baba ve piç :)
      Kitaba gelince elif şafağın tüm kitapları gibi edebiyata doyuran bir kitaptı.Bu kadar beni edebiyata doyuran bu kadar konuştuğum dile ne kadar uzak olduğum konusunda düşündüren ikinci bir yazar henüz bulamadım . Ama elif şafağa körü körünede sevmiyorum çünkü bence konu yönünden eksikleri var duygu olarak dolu bir kitap ama fizksel hareketler konu ilerlemesi biraz az ...günümüz dizileri gibi bir kitap sanki 20 yıl öncesine bi gidiş geliş var... herşeye rağmen güzel bir kitaptı sıkılmadım hiç. Ve konu olarakta bence mükemmele yakındı.eskiden olsa kitabı anlatırdım ama şimdi 4 tanede olsa izleyenim var kırılma anını söylemek istemem :)
     
      Teşekkürler elif şafak güzel bir kitaptı .. senden de özür diliyorum kıymetli eski dostum baba ve piç çok uzun zaman elimde kaldın:) kusuruma bakma 
        Genel anlamda beğenerek ve severek okuduğum bir yazar elif şafak araf durumunu ve femininst tavrını her romanında anlatan biri o.okumak istediğim 5 kitabın kaldı 5 tane okudum onlarıda ömrüm yeterde okurum inşallah..
       
          
          Veee kitabımı bitirir bitirmez okumak için can attığım ilk kitabını çok beğendiğim john verdon ve gözlerinin sımsıkı kapat var ... başlasın serüven açılsın perde :)