6 Ağustos 2014 Çarşamba

Kahraman kızın

Yoksun bu gece...
Ve bundan sonraki geceler de
O ışıl ışıl gözlerin
O sevgi dolu yüreğin yok...
Sen Yoksun ya hersey boşlukta artık
Hayatım boşlukta
Dünya boşlukta
Sanki yerçekimi yok artık yeryüzünde
Senle birlikte uçup gitti..
Sen Yoksun ya
Bu gece her geceden daha karanlık
Kalbimden koca bir parça düştü toprağa bugün
Bugün ellerim sana son kez dokundu
Bugün gözlerim seni son kez gördü
Bu yürek kahramanını kaybetti
Bu kız ilk aşkını
Bu kız can dostunu kaybetti
Biliyorsun
Burdan da kalkarım
Sen buna inandın çünkü
Beni Beni Ben yapan
Sen
Neye inandın ise
Yarınlarda sana layık olacağım
Verdiğin tüm hayat bilgisini
Senin gösterdiğin yolda harcayacağım
Ben bugün kahramanımı kaybettim ama
Senin bu dünyadaki kahraman kızın olarak kalacağım ...


Posted via Blogaway

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Gitti(k)m...

Yollar var benden geçmeyen
Seni benden öteleyen...
Bazen bakıyorum da
Nerdesin ki sen
Cidden bazen kalbimde gibisin
Bazen avuçlarımda
Ama hep bir noktam da oluyorsun
Ya yanımda
Hiç düşündün mü?
Yanıbaşımda olmayı
Mesela el ele sahillere bakmayı
Yahut bir yolda amansızca koşmayı
Bir zile basıp kaçmayı...
Ben düşündüm
Hatta koca koca hayaller kurdum...
Biz olan düşler gördüm
Sonra bir gün...
Sen kendine bile haber vermeden öldüm
Benim ruhumu alıp
Bedenimi dünyada bir başına koydun...
Sen gittin ya sevgili dünya
Senin oralardan daha karanlık
Sen gittin ya
Sanki bende bir göçük altındayım artık...
Dışardan sesler geliyor evet,
Belki de duymalıyım
Ama senin değilse o sesler
Ben nerdeyim ne önemi var
Sesler gel diyor
Ben ise gittim
Sen beni kefenin iç cebine koydun da gittim...


Posted via Blogaway

17 Haziran 2014 Salı

Didem madak ah'lar ağacı

Bugün biseyler yazacaktim ama bu siirden sonra hiç bir şey yazmak istemedim. Kesinlikle harika bir şiir okumanız dilegiyle....
Yeni sevdam Didem Madak

1-
Bir ilaç içsem bari diye düşündüm,
Biraz kolonya sürünsem,
Ferahlasam, pencereyi açsam.
Şöyle bir şey yazdım sonra:
Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre
Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde.
Berbattı,
Bir şiire böyle başlanmazdı.

İç ses diye söylendim,
Ardından Yıldırım Gürses…
Aptal aptal güldüm bir de buna.
Ayşecik vazoyu kırıyor
Ve ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına.
Yapıştırsam da parçalarını hayatımın
Su sızdırıyordu çatlaklarından.
Karnabahar kızartmıyordu asla
Başrolde kadınlar.

Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım Tanrı’nın eliydi.
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan.
Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi,
Çok şey görmüşüm gibi,
Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
Ah…dedim sonra
Ah!

İç ses, diye söylendim
Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya:
Tanrım bana hiç erimeyen,
Kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
Kardeşimle kendimize durmadan,
Olmayan çayları,
Olmayan fincanlardan içerdik.
Olmayan kapıları açardık,
Olmayan ziller çaldığında.
Siyah papyonlu olurdu mutlaka
Resim defterimizdeki damat.
Yedi günde yarattığımız dünya
Mutlu olurduk pastel koksa.

Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!

Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Kapının arkasında yokum demiştim
Ve divanın altında da.
Bulamazsınız ki artık beni,
Hayatın ortasında.
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Beni kimse bulamazdı
Tanrı’nın arkasına saklansam.
O Kocamandı, en kocamandı o.
Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.

Bir zamanlar kendimi
Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
Sonunda ben de alıştım.
Ah…dedim sonra,
Ah!

Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım,
İçim sıkılmasa o kadar
Tek bir satır bile okumazdım.
Taş bebeğim ters çevrilince ağlardı
Bir derdi var derdim.
Derdimi demeyi ben taşbebeğimden öğrendim.
Ninni derdim, ninni bebeğim!
Cam gözlerini kapardı, naylon kirpiklerini.
Plastik gözkapaklarının ardında,
Bilirdim rüyaları yoktu bebeğimin,
Gözyaşları da.
Ağladıkça tükürüğümden sürerdim gözaltlarına.
Bu kadar kolay harcamazdım rüyalarımı,
Kırmızı çantamda bayram harçlıklarım olmasa.

İnsan çıtır ekmeği ısırdığında,
Kırıklar dolar kucağına,
İşte orası umudun tarlasıdır.
Ve orada başaklar ağırlaştığında,
Sayısız ah dökülür toprağa.

İç ses, diye söylendim
Ve ah dedim sonra,
Böyle ah demeyi beli bükük bir ahlat ağacından öğrendim.

Dallarına salıncak kurardı çocuklar,
Hızlı yaşanan bir hayatın şarkılarıydı salıncaklar.
Meyveleri tatsızdı
Eski bir lanetten dolayı
Herkes dişlerdi acı meyvelerini,
Ve herkes söverdi ona.
İsmini yazardı herkes onun bağrına,
Ah derdi o. Ah!

Bıçağın ucundaydı insanların hafızası
‘İnsan unutandır
ve insan unutulmaya mahkum olandır.’
Tanrı şöyle derdi o zaman:
Ah!

Ne çok dikeni vardı ahlat ağacının tanrım,
Ulaşılamazdı,
Sen sarılmak istesen ona,
O sana sarılmazdı.
Ne çok dikenin vardı Tanrım!
Ne çok isterdim,
Sana sarılamazdım.
Ve şöyle derdim o zaman:
Ah!

Ahlat ahların ağacıydı,
Yaşlanmaya başlayanların,
İtiraf edilememiş aşkların,
Evde kalmış kızların.
Ahlat ahların ağacıydı,
Cezayir nasıl cezaların ülkesiyse,
Öyleydi işte.

Ve etimoloji Eti’lerden kalma
Bir zaman birimiydi yanılmıyorsam.
Ve yanılmıyorsam yalnız insanların,
Kahvaltı edip ağladıkları pazar sabahları yokmuş o zaman.
Mesela o zamanlar
Mutsuz olduğunda insanlar,
Yok olurmuş bazı dakikalar.

Gülümsedim o sıra,
Bazen sevinirim,
Sevinmek nedense hep yedi yaşında
Ve ah… dedim sonra,
Ah!

Bazen ah diyorum durmadan,
Şimdi ben ahlatın başında,
Otuz iki yaşımda.
Ahlar ağacı gibi.
Rengarenk çaputlar bağladım yıllarca dallarıma,
Mavi, mor, kırmızı ve yeşil,
İstedim, hep istedim,
Sen iste derdim, iste yeter ki
Vereyim.
Her istediğimi verdim.Arttım, fazlalaştım,
Eksikli yaşamaktan.
Ahlar ağacıyım, gibisi fazla.
Başka bir şey istemem
Artık beyazlaşan üç-beş tel saçıma,
Hesabımı vermekten başka.

Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta.

At arabasıyla kağıt toplardı
Her sabah çingene kadınlar.
Üst üste yığılırdı buruşuk kirli kağıtlar
Şaşırırdım
Kadınların mı yoksa kağıtların mı memeleri kocaman?

Bir zamanlar öfkem beni zora koşdı.
Kızıl yelelerim yapışırdı terli alnıma
Ne eğere gelirsin ne de semere derledi bana,

Yeniden doğmuş olurdum oysa,
Öldüğümü sandıklarında,
Yalnızca kağıtlarda iyi koşan bir at olarak.

Vasiyetimdir:
En güçlülerinden seçilsin
Beni taşıyacak olanlar.
Ahtım olsun,
Yükleri ağırlaşsın diye iyice,
Tabutumun içinde tepineceğim.

Bir göl vardı evimizin karşısında,
Mavi gözleri olan,
Kara yağız bir şehirde yaşamışım meğer yıllarca.

Ya siz,
Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat?
Nasıldı
Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?

İlk üç vişneyi verdiğinde bahçedeki ağaç
Annem sevindiydi hatırlarım.
Ah demişti.
Ah!
Üç küçük kırmızı dünya verilmişti sanki ona.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı.
Bazen sevinince annem gibi,
Rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı,
Sıcak yemeklerin.
Başına diktikleri o taş,
Ne zaman dokunsam soğuktur oysa.
Ben okşadığımda ama, ısınır sanki biraz.

İç ses!
Bu bahsi kapa!

Mutfağa gidip domates çorbası pişirdim.
Çoktandır öksüz olan mutfakta
Buğulandı ve ağladı camlar,
Gözyaşlarını kuruladım perdelerin ucuyla.
Çoktandır öksüz olan dünyaya baktım,
Allah babasıyla baş başa kalmış insanlara,
Poşetin tamamını beş bardak suya boşaltınca,
Sanki biraz rahatladım.
Kazanlar dolusu çorba kaynatsam sanki,
Artık kimse mutsuz olmayacaktı.
Ah…dedim sonra,
Ah!
İç sıkıntımla çektirdiğimiz bu fotoğrafta,
Aynı vampir gibi çıkacağız.
Kırmızı çorbama ekmek doğrayınca,
Sanki biraz ferahladım.
Karıştırdım ve iç ses diye fısıldadım:
Hala aç mısın?

Bir tren geçti yine tam o sıra
Ustura gibi kara,
Düdük çala çala,
Geçti şiirimin ortasından.
Kes şunu dedim, kes artık!
Oldu olacak,
Kan kardeşi olsun ruhumla yollar.
Merak ederdim,
Kesik başları ve sarı ışıklarıyla
Nereye gider bu insanlar?
Raylar uzanırdı içimde kilometrelerce
Bir kara yılan gibi,
Bilemezdim menzil neresi?

Ah…dedim sonra
Ve acilen makas değiştirdim.
İç ses, diye söylendim,
Raydan çıkma bundan sonra.

Kuyruk sallardı,
annemden kalma maaşım
her üç ayın sonunda.
Sevinirdi,
Kocaman bir kara kediyi okşamış gibi ellerim.
Sarımsak kokulu fötr şapkalı amcalarla,
Muhabbet ederdik kuyrukta.
Bizler sarımsak kokan uzun bir dizenin,
Fötr şapkalı kelimeleriydik,
Çürük dişlerimizle bizler,
Dökülmüş harfler gibi kelimelerden,
Saf ve pembe gülümserdik.
Bizler her üç ayın sonunda yeniden doğan bebeklerdik.
Neden ilerlemiyor bu kuyruk derdik,
Neden hep aynı yerdeyiz,
Hayattan söz edilirdi,
Zor denirdi,
Ve ardından susulurdu mutlaka.

Fötr şapkalı amcalardan biri
Ah derdi sonra,
Ah!
Kuyruk öfkeyle kıpırdanırdı o zaman.

Bir Arap şairi şöyle demiş,
Savaşta yenilen halkına,
Ağlamayın, ağlamayın, acınız azalır”

Uzun bir dize dayardı hayat her sabah karnıma
Şiir için düelloya gelmiş bir sevgili gibi,
Sorardı:
Daha yazacak mısın?
Hayır derdim,
Artık yazmayacağım.
Ama şöyle denir:
Kılıç çeken kılıçla ölür.
Ama şöyle denir:
Kaderden kaçılmaz.

Ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi,
Tırnaklarıyla düzeltemiyor insan.
Yıllarca biriktirdim
rengarenk çokomel kağıtlarını kitap aralarında.
Aşık olduğumda,
Çikolata kokardı kırmızı yazgım.
hayatıma hayat diyemem artık.
sarı yazgım her sonbahar onu
biraz daha fazla, ömür yaptı.
Maviye de, yeşile de dili dönmez ömrümün artık.

Kara yazgımı şimdi kim bilir
Hangi kitabın arasında saklıyorsun tanrım?
Ah.. dedim sonra
Ah!

İç ses, diye söylendim,
Başımda rüzgar vardı
Başımda uğultular…
Kalbim usulca kıpırdardı
Ve ses çıkarırdı dokununca
Çan çiçeğiyle karıştırırdı onu belki
Bir başkası olsa.
Başımda rüzgar vardı,
Yine esiyordum
Hızla dönmeye başladı kalbim
Rüzgargülüyle karıştırırdı onu belki
Bir başkası olsa.
Başımda uğultular…
Fırtına çıktı sonra,
Yaşadığını anladı kalbim,
Böyle yaşanamaz derdi
Bir başkası olsa.

Bir zamanlar meydan okumak isterdim.
Kaç meydanını okudum da bu hayatın.
Yalnızca iki harfini öğrendim:
AH!

Ah benim nergis kokulu cehaletim…
Ruj lekeleri bıraktın bardaklarda
Anlatmak isterdin kendini durmadan
Bir bardağa bile olsa.
Ne diyecektin, ne söyleyecektin
Şairlerin şahı olsan,
Bir AH’dan başka.
Ah benim nergis kokulu cehaletim
Bana yıllarca, bunca sözü boşa söylettin.
AH!

Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım tanrının eliydi,
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan,
Çok şey geçmiş gibi başımdan
Ah dedim sonra,
Ah!

İç ses, diye söylendim.
Gel!
Ahlar ağacından sen de biraz meyve topla.

Vasiyetimdir:
Bin ahımın hakkı toprağa kalsın…


Posted via Blogaway

10 Haziran 2014 Salı

Yokluk Benim Adım

Yok
Tek bir kulak yok benliğimi dinleyen
Ve tek bir göz yok benim iç dünyamı gören
Bir kaç ağız var bel ki dinlemeyi sevdigim ama
Yolundan gidecegim tek bir ayak yok...
Ne bir kalp var ben diye atan
Ne de bir beyin, beni düşünen
Aynı kandan olan, aynı rahimden doğan bile beni bilmez ki...
Ben bir hiçim
Bir boşluk
Koca bir kara delik
Ve bu yüzden mutluyum
Ve bu yüzden umutlu
Neden mi
Çünkü ben bağımsız
Çünkü ben tüm yaralara alışkınım
Yokluk koymaz bana
Yok benim adım


Posted via Blogaway

3 Haziran 2014 Salı

Yine yeni

Güller var mis kokulu...
Ve belki de mis kokulu sokaklar
Hayretler icindeyim
Gözlerim kan yumağı..
Ağlamak bile huzura açılmaz kapı
Yok
Yok Yok
Geçmiyor böyle günler
Hani yarım toprak altı
Yarım gökyüzü içinde
Olabilecek çok şey var
Ve biz hep olamayacakları sevdik.
Boğazında düğümlendi kelimeler
Boğazında kaldi tüm hevesler...
Ölüyoruz ulan
Kalk uyan. .
Ölüyoruz..
O aptal hayatı yasamak zor değil mi
Dünler hep yarınlarda tekrarlarda
Oglum hayat bitiyor hayat
Sen vucudundaki "g"leri büyüt diye mi
Siz aynı yolu tekrar ederken
Benim yollarım hep yeni olacak...
Yeniliklerden bir ben daha doğarken
Sizin için güneş çoktan batmış olacak...


Posted via Blogaway

31 Mayıs 2014 Cumartesi

İstiyor işte

Bebek gibi olsak keske...
Sadece ogrenemeye meraklı olsak....
İnsanları kokusundan bile tanisak...
Sadece annemize guvensek
Babamizla huzur bulsak...
Yaptığımız her hata, her yanlış adım
"Bebektir" denilip geçip gitse...
Korkunç rüyalar görüp uyandığımda,
Elimi tutan,bana sarılan bir güzellik olsa
Yaralarım Sadece fiziksel
Yangınlarım ,ateş düşürücü ile düşse
Keske diyprum...
Cocuklar cocuk kalsa
Veya büyüdüğümüzde hayvanı duygular ile karşılaşmasak...
Zor bilmiyorum
Düştüğümde gülmeyecek,
Güldüğümde beni bilecek birşeyler arıyor insan...
Sevmek gerçekten sevmek
Sevilmek en üç noktana kadar sevilmek istiyor...
Hayal iste ama
İnsan aptallığı
Güzel günler
Sevimli günler istiyor işte..


Posted via Blogaway

30 Mayıs 2014 Cuma

Eksik

bak yine kaldı elde hayaller
yokluk kadar boş günlük yazılarım
feci halde dibe düştük
o bile daha yukarıda sanki
düştük biz dost
hani son turda tokezleyen atlet gibi
burdan kalksak bile
gecti artık
belki de geçmedi
ama benden geçti
hayır demek
bir secenek
biz beceremeyiz.
ya olur deriz ya da bi yalan  buluruz...
hayir bize uzak sanki
hiç evet demediler diye sanırım
duymadığımız kelimeler soylemek isteriz
evet deriz
seviyorum deriz
oglum deriz
siz sevgi pınarlari icinde yuzen
pembe gözlüklüler
bizi anlayamazsınız..
sevginin tek bir harfi bile bizi sevmez
siz ona taparken...


Posted via Blogaway

Bilemiyoruz

Bir yol var önümde. Yürümekle biter mi bilmiyorum.
Devam etmek geliyor icimden. Ama bir yanımda dur diyor. Gitme
o yol benim değil sanki.
Ne gece beni sahipleniyor.
Ne de gündüz...
Bilmiyorum ki tam olarak nerdeyim...
Kime tam ait
Kime tam sahip
Kime tam realist
Kime yalan sihirbazıyım
Herkese aynı davranmak mı doğru
Yoksa nabza göre şerbet mi
Hep iyi olmak mı
Yoksa arada kötülük de iyi midir?
Hakedenin yüzüne tükürmek midir önemli olan...
Herkese aynı şekilde davranip, iyi ile kötüyü ayırt etmemek mi
Ne çok soru var cevabını bilmedigimiz
Bilemiyoruz ki
Gençlik denen panayırı bile
Bir piç yalnızlığı ile yaşadı çoğu genç
Ve dost zannettikleri
Bir Bir kesti umut iplerini
Sonra tuttu ellerinden
Yalnızlık
Ve tek ışık icimizdeydi...
Aslında yalnızlık
Bizdik...
Bendim..
Benlik ve benin aşkıydı..
İçedönüştü..
Bir çok insanı s*ktirettik..
Belki biraz acı çektik ama
Biz gibi olmayan insanlar hep acı verdi bize. ..
Dilimi bilmeyenle konuşmuyordum artık
Fil yutmuş boa yılanı gösteremiyorum herkese
Çünkü Benim adım stylopunk(serseri kalem)
Küçük prens değil...


Posted via Blogaway

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Ben geldim

Klasik cumle ve basliklari kullanmayı pek sevmem ama konu cem adrian ise aklımdan çıkmayan cümleler gelip uzun zamandır yazmadığın bloğunda başlık oluveriyor işte.
Öncelikle yazmam gerektiğine karar vereli uzun zaman olmadı. Hersey aslinda cok da tanımadığım afede ile güzel bir sohbet sonrasi gerçekleşti denedebilir. Öncelikle beni sanal alemde ondan daha çok uzun süredir taniyan, daha samimi oldugum insanlar vardi. Ama hiçbiri afede gibi bulusalim demedi. Sonucta 3 günlük bir ıstanbul gezisiydi. Evet işleri olabilirdi ama bunun pişmanlığı da yoktu. Afede ise hiç tanımadığı benle oturup sohbet etmek için kendi planlarindan feragat etti. Ve iyiki de etmiş ki ben böyle güzel bir insan tanidim.Boyle güzel insanlarla aynı masada oturunca aslinda hayatımızda  ne kadar gereksiz insanlar var anlayabiliyorsunuz. Onlar siz gibi sizin yaşadıklarınızı yaşadığını anlattıkça,bakıyorsunuz ki keşke böyle insanlarla hep aynı masada hep o güzel dünyalarda birlikte olsanız çaylar filtresiz kahveler turtalar gelip gitse masamızda. Yan masada keman sesi olsa oturup o adamın elindeki ne ki diye tartışsak koca Istanbulun bile böyle güzel insan burnumun dibinde yasamısız. Aynı mahallede oturmusuz.Herseye rağmen gecte olsa tanıştık.Güzel şeylere de vesile oldun kardesim bak misal bu post sayende yazılıyor ve uzun zaman sonra bi post okudum.  Bir öykü: )
      Dedim ya ben geldim diye kimse merak etmez ama yine de soyleyeyim.
Bu kez gelişigüzel yazmaya geldim.  İçimi doya doya dökmeye bazen ağlamaya bazen gülmeye bazen küfretmeye bazen şükretmeye geldim...
Kimse yargılamasın beni
Ben daha bi ben olmaya geldim.
Bu kez temelli geldim...
Gitmemek üzere...
Yazarak yasamak için bu kez...


Posted via Blogaway

17 Şubat 2014 Pazartesi

kitap kardeşliği 1 yaşında


Zaman denilen olayın nasıl geçtiğini çözemeyenlerdenim.dün dediğiniz olayın üzerinde aylar yıllar geçmiş bile.Ben anlayamıyorum artık bu zaman kavramını ve neyin nasıl geçtiğini artık zamana bıraktım gitti.Zamana bıraktığım, şaka maka 1 sene oldu dediğim ve benim başıma gelmiş güzel olaylardan biri de kitap kardeşliği.
Daha dün 1 Şubatta(2013) ''Yüzyıllık Yalnızlık'' okuyalım diye konuştuğumuzun üstünden 1 yıl geçtiği gibi bu yıl içinde bir çok kitap kardeşi edinmiş, bir çok güzel olay yaşamıştım ve yaşamıştık.Güzel 1 yıl yaşadık geriye baktığımda iyi ki dediğim bir çok şey var.Kitap kardeşliği olarak muhteşem işler yaptık çok iyiyiz çok güzeldik vs.. olaylara girmek istemem.Ama beni tatmin eden güzel 1 yıldı.Bu kardeşliği radyoya kadar herhangi bir dış kaynak olmadan(türkçe torpil) taşımış olmak bile öncelikle benim için çok önemliydi.Tabi daha güzel yerlerde daha güzel olaylarda olabilirdi ama yaşananlar bence güzel bir yıl geçirmemiz için yeterli idi.
   Sadece bizle ilgili olarak değil.Bizim dışımızda da bir çok yeni oluşum oldu ve bu kapıyı açmış olmak ve insanlara aynı sofra da oturmanın verdiği hazzı ,kitap kardeşi olmanın o güzelliğini yaşattığımız için kendi adıma çok mutluyum...Kitaplarla insanlar arasında kalın köprüler atılmış olduğunu görmek, ve bunun bu kardeşlik çatısı altında yaşadıklarını aynı kitabı okuduktan sonra böyle duygular beslediklerini ve güzel belki de ömür boyu bir dostluk kurduklarını fark etmek bile bu kardeşliğin yaptıklarını özetler sanırım...
   2014 kardeşlik için nasıl bir yıl olacak bilmiyorum ama en az 2013 kadar güzel şeyler yaşamak ümidi besliyorum.
2013'te güzel bir hayal kurduk.Hem de en sevdiğimiz dostlarımızla.Biz bir kapı araladık birlikte,kardeşçe ve severek.O kapıdan biz geçtik.Umarım biz gibi bir çok kişi geçer, bizle okumasa da okumanın o güzel hazzını bir şekilde bir yerde yaşar. Güzel görür dünyayı ve saf sevgiye inanır.Karşılıksız ,nedensiz ve amaçsız...
Umarım ki kitap bir gün onlarında hayali olur. Okumadığı güne üzülür.Kitabı olmadan dışarı çıkamaz hale gelir.
Bir otobüste,durakta ve ya cafe de kitap kardeşi ile rastlaşır ve doyumsuz bir muhabbet eder.
Kapısı çaldığında yol yorgunu bir kitap geldiğini düşler
veya çok uzaklardaki kardeşinden bir hediye..
Umarım ki herkes olmasa da bir kaç milyon insan bizim gibi düşünür
ve biz azınlık olmaktan çıkarız bir gün...
Kitap okumayana kız vermezler belki..
Ve ya kitap okumayanla evlenmezler..
hayal değil mi....
benimki de bir hayaldi..
yüzlerce kişi ile aynı kitabı okumak tartışmak
kitaplarla olan dünyama kitap sevdalılarını sokmak 
onlarla doyasıya konuşmak ...
kitap kardeşliği bana böyle güzel bir hayali bahşetti.
benimle bu düşe ortak olan,
bu düşü kendi düşü bilen ve ömrüm yettikçe okurum diyen
ve bu sözün arkasında olan herkese sonsuz teşekkürler....
bundan 6 ay önce iyi ki varsınız kardeşlerim demiştim...
Hala aynı yerdeyim..
kitaplar kadar sevdik birbirimizi
kitaptan yapılmış prens ve prensesleri
daha ötesi var mı?
kardeşliğimizin daim olması dileğiyle....

6 Kasım 2013 Çarşamba

okuma şenliği

1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap okuyanlara
bir kitapla iki kategori oluyor mu bilmiyorum ama oluyorsa ''
Agatha cristie-Beş küçük domuz
olmuyorsa 
''Agatha cristie-on küçük zenci''okuyacağım

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.
bu kategori benimde en sevdiklerimden.. ve bu kategori için kitabım sahaftan edindiğim tahmini en az 30 yıllık bir kitap ''Balzac -Otuz yaşındaki kadın '' 

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap okuyanlara
Agatha cristie-on küçük domuz tabiki :)
4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
F.Kafka- bütün öyküler kitabı 597 sayfa kabul görür umarım :( 

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını olekuyanlara.
1946 nobel edebiyat ödülü alan hermann hesse - siddhartha 

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.
bir dönem elime aldıgım ama nedense okuyamadığım kuyucaklı yusuf-sabahattin ali diyorum :)

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara.
nemesis -jo nesbo daha önce okumadım diye düşünüyorum norveç edebiyatından 

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere.

bu kategori ile ilgili elimde bir kitap yok :( ama araştırıp bulacağım bir tane :)
9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.
bunla iligili de yok :(  bunu da araştıracağım

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
oscar wilde -dorian greyin portresi bir ara başlamıs ve bitirememiştim :(

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.
araştıracağım 

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanınıokuyanlara. 

bunu da araştırmam gerekli :(
13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.
uzun zamandır bu türden bir kitap okumak istiyordum agatha cristie 'nin hayatını okumak isterim belki bilmiyorum ama bakalım nasip :)

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
1993 yılında okumayı öğrendim . bu yıl çıkan bir kitap aradım ama bulamadım araştırmaya devam :)

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap okuyanlara.
bu üçlemeye katılamam sanırım malum kardeşlik kitapları da var birde aöf sınavım :( olsun bakalım :):):)

aşkın adı birse..

bir çok şey geçti
bir çok gün eksildi
ve bir çok dost..
kayıp denilecek de var
kazanç denilecekte..
günler birlikte eskidi çoğu kez
beraber doğdu beraber battı.
yollar ayrıldı
sofralar ayrıldı
anlamsız bir kavga
gereksiz bir rekabet ortamı..
aşkın adı birse
bu kin kime....

21 Temmuz 2013 Pazar

iyiki varsınız kardeşlerim (26.06.2013 kitap kardeşliği blog yazım)

Ne yazacağımı bilmeden yazıyorum yine ama aslında en güzel şey değil midir ne yazacağını bilmeden yazmak ?
Her zaman değildir belki.. sinirli bir halde yazdıklarınızdan belki de saatler sonra pişman olacaksınızdır...
    Kitap kardeşliği 6. ayımıza 4 gün var.. yani yarı yıldır birlikte aynı hayal bahçesindeki çiçekleri kokluyoruz.Günlerimiz güzel geçiyor ve okuyan herkes bizle birlikte her ayın ilk gününü iftar saati bekler gibi bekliyor şimdi bir çok şey daha net. Neler net derseniz aslında birçoğumuzun çevresinde okuyan insan bulmak zor hatta parmakla gösterilecek kadar az kardeşlik sayesinde o azınlık bir çatı altında toplandı ve bu birçoğumuz için bulunmaz bir nimet.Bu kardeşlik sayesinde herkes kendi kafasında birilerini buldu konuştu,sohbet etti,buluştu.. Sadece bir kitap okuma grubu olarak artık kalmayacağız. kitap kardeşliği artık bir kanbağı gibi oldu,
 sokakta bizle aynı kitabı okuyan kişiye kitap kardeşim olarak bakacağız,
''acaba kardeşlikten mi '' diye düşüneceğiz...
aynı kitabı aldığımız birine hadi kitap kardeşi olalım diyeceğiz...
belki birlikte okuyorsunuzda ne oluyor diyenler vardır
Tatmadan bende bilmiyordum....
   Böyle tad alacağımı ilk sayfayı aynı saatte beraber kaldıracağımı , o insanların evde işyerinde,otobüste kumsalda uçakta benle aynı satırları okurken hayal edeceğimi, kitabı okurken bende aslında bir kitap kadar daha hayal koyacağım hiç aklıma gelmezdi....
      Birileri beni sevmiyor olabilir ama kitap kardeşliği sevilecek birşey,yaşanacak birşey..Çünkü kitap kardeşliği benim değil bizim...her kitap severin.Bir şeyi iyi bilmemiz gerek. Geçmişi kitaplardan öğrendik geleceği de yeni nesil kitaplardan öğrenecek.belkide çocuklarımız .kitap kardeşi olacak.Bırakabileceğimiz en güzel alışkanlık okuma alışkanlığı diye düşünen bir azınlığız biz ama birlikte olmalıyız....kitap seven herkesle birlikte....
     Unutttuğumuz,özlediğimiz, çıkarsız kimse kalmadı dediğimiz anda yine dünyadaki en sadık dostlarımız kitaplarımız sayesinde, hala iyi insanların olduğu ,kardeşim diyebilecek kadar hayatımıza dahil ettiğimiz,görünce belkide soğuk bir merhaba değilde sarılabileceğin , sohbetine doyamayacağın dostların olduğunu hatırlattı bize kitap kardeşliği....
belki benim gibi bir delinin kuyuya attığı bir taş ama ayda ortalama 50 kişi koşulsuz şartsız katılıyor emek veriyor bu delinin taşına.Çoğu zaman sıkılıyor kitaptan ama sırf kardeşlik için bitiriyor kitabımızı bazen, sıradan gelip geçici bir kardeşlik değildir bizimkisi..Kitaplara aşık bu kadar kişinin birbirini sevmemesi olacak şeymi hem ?hep dediğim-iz bir şey var hep de yüksek seslerle söyledik söyleyeceğiz
İYİKİ VARSINIZ KARDEŞLERİM
    Ve şimdi 6.ayımıza başlıyacağız 2 kitap birden bizleri bekliyor ,bizde onları tabiki de 1 temmuzda Ahmet Hamdi Tanpınar-Saatleri ayarlama enstitüsü 16 temmuzda Zülfü Livaneli-kardeşimin hikayesi var.
İki tane dost sırasıyla oturacak soframızda ve günlerce biz onları dinleceğiz, onlarla farklı hikayeler yazacağız yine hep birllikte .Kitabı birlikte yaşayacağız ....
Umarım ki yıllarca birlikte geçiririz günlerimizi ve her kitap bizim için özel olur böylece
şimdi 5 tane özel kitabımız var ileride 55 olur belki ?
6.ay da hayaldi belki
ama şimdi 4 gün uzakta
4 yıl sonraki hayalime gün geçtikçe yaklaşıyorum..
1 şubat 2017 ye ne kaldı ki şunun şurasında :)
güzel günler geçti daha güzelleri de geçecek...
birlikte olduğumuz sürece
ben hayatta olduğum sürece bu kardeşlik devam edecek
sayımız 5 de olsa 5000 de olsa ...
herkese 1 kez okuyana da 5 kez okuyana da çok teşekkürler ...
ama en çok teşekkürü bu güzel olayın perde arkasındakiler alıyor...
bana ve bu kardeşliğe destek olan herkese ..



Kimsen yok mu çevrende
sen gibi konuşan...
biz aynı anda konuşuyoruz
konuş bizle....
anlarız seni de ?
sen bizi anla yeter...
koca bir aile
her ay aynı sofrada...
birlikte yaparız yemeği
ve aynı anda oturur
aynı anda kalkarız sofrada
kime erken doyar,kimi geç
ama kardeşine belli etmez kimse
biz bir aileyiz artık
gönülleri bir ,gözleri aynı kitaba bakan....

30 Mart 2013 Cumartesi

AKRADA BULUNAN EL YAZMASI -PAUL COELHO

Aslında bir roman diyemem tamam belli bir tema üzerine oturmuş bir kitap ama ismi ile ilgili sadece 2 sayfa var ve bence öğreti kitabı gibi birşey aslına bakarsan sayfacım. Kıpti isminde bir yunanlı halktan gelen soruları yanıtlıyor ama kitaba sıkıcı kesinlikle diyemem güzel şeyler var içinde kıpti farklı bir düşünce yqapaıpsına sahip ve örnek bir hayat tarzı (en azından anlattıklarında ötürü ) benimsetiyor insana bir çok olaya farklı bir peceden bakabiliyor ve bence birçoğuunda haklı sanırsam ..
     kitabın dili ve anlatımı da çok güzel diyemesemde bence hiç te fena değil açıkcası sevdiğim bir uslupta yazılmış ama ben sevdim çerez diye nitelendirilen bir kitap olsada yine de güzel di

Zülfü livaneli-Serenad

                                                                      
Muhteşemdi !!! 
tek bir kelime ile ifade et deseler sadece bu kelimeyi kullanırım 
muhteşem!!
Neden mi ? 
bir kere o kadar güzel ve sıcak bir anlatım var ki sanki kışın kar yağmış yeni ve o tatlı havada sımsıcak yürüyorsun üstünde gibi tekrar burda da özür dilerim sende livaneli keşke daha erken tanısaymışım seni 
keşke daha erken girseymişsin dünyama 
bu kadar güzel bir kitabı lanet olası önyargılarım yüzünden yıllarca bekletmişim
iyi kitap okumayan bir adammışım ben
burnumun dibinde sen dururken ben okyanuslar arkasındaki yazarların hayallerini okuyormuşum 
sen yokmuş gibi davranmışım 
aptalım ben
ve senle birlikte birçok şey aydınlandı artık
kitap dersen maximillian wagner gerçekten çok sağlam bir karakter
 maya ise tam olarak harika bir betimleyici kitap içinde kitap bir oraya bir buraya geçişler muhteşem ve dönüşler öyle keskin kibazen baş döndürücü ama kötü bürşey değil 
VE sutruma ....
denecek tek bir kelime yok 
söylenecek her kelime sanki korkuyor bu acıya yardım ve yataklık ederim diye ...
çok konuşmak ve kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum ben sevdim hatta çok sevdim ...
aklımın bir köşesinde kalacak maximilian wagner 
Bu kitabı unutmayacağım hemde hiç .. 
belki bir kez daha okuyacağım .. 
ama bildiğim tek şey unutmayacağım !!

Zülfü Livaneli-Edebiyat Mutluluktur

                                                   
Aylar sonra yine birlkiteyiz saygıdeğer sayfam . Niye geri dödüğümü merak ediyorsundur ,hemen anlatayım 
Daha öncede söylemiştim sana -artık deftere yazmak istiyorum yazılarımı diye ama bir şeyi unutttuğum doğru benim. oda 'yazımın berbat olduğu ve benim dahil pek çok kişinin okuyamadığı' aslında yavaş yazsam çok sorun olmuyor ama yavaş konuşmak ve yazmak adetim değil.Neyse buna sen sevindin defterim üzüldü.Blogumu da özledim ayrıca takip ettiğim insaların yazılarını okudum bugün bolca.
    Konuyu daha fazla uzatmadan kitabıma geçmeliyim artık. 12.122012de(yani doğum günümde) okumaya başladığım bir kitaptı kendisi. Nu konudada unutmayacağım bir kitaptı kendisi aslında bu kitabı okuma nedenim Zülfü livaneliyi sevmek ve böylece serenadı okuyabilmekti.Neden Zülfü Livaneliyi sevmiyorsun derseniz inanın şu an yanıt veremem ama bazı kişileri sevmiyor işte insan.Ama sevdimmi dersen evet sevdim hatta çok sevdim..Neden zülfü livaneliyi sevmek istedin diye soracaksan da cevabım basit arkadaşım serenadı okumamı istiyordu bende sevmediğimi söyledim.Sonra önce edebiyat mululuktur kitabını daha sonra serenadı verdi bana.
    Kitabın ismi gerçekten benim için tamamiyle doğru edebiyatın mutluluk verdiği ve artık kitaplardan başka (arkadaşlık konusunda) kimseyi istemediğim doğrudur.Gelen beni sevene amenna ama insnalar beni yeterince yordular benden yeterince ben aldılar artık yeterdi ve öylede oldu.
   Kitabın içeriğine gelirsek genel olarak sevdim ve bir çok yazarla tanıştım . Gerçekten edebiyat kültürünüzü geliştirecek bir kitap .TAbi böyle dememdeki asıl oaly benim edebiyatımın zengin olamamasından kaynaklanabilir belkide yetersizde bulabilirsiniz belli mi olur ?
kitapta hem genç yazarlar için öneriler hem zülfü livanelinin en sevdiği kitaplardan bahsediliyor. hemingway,faulkner ve yaşar kemal okumayan biri olarak bana bir ışık gösterdi Livaneli.Bol bilgi ve altını çizdiğim birçok bölüm oldu.Seni bu kitapla sevdim Livaneli ve sevmeyede devam edeceğim sevmediğim zamanlar için özür dilerim senden . 

dediğin gibi edebiyat mutluluktur
 benim için çok büyük bir mutluluk....

24 Şubat 2013 Pazar

yazmaya başlamak lazım ....

     Yazmak beni çok rahatlatan bir olay insanlara anlatmaktan daha çok sevdiğim ve kendimi daha iyi ifade edebildiğim bir iletişim biçimi konuşmaktan daha fazla sevdiğim kesin. yazmayı seviyorum ama yazım inanılmaz berbat. NE yaparsam yapayım beceremiyorum. Yazmak istiyorum ama defterin sonunda ben bile bazen okuyamıyorum . Ve bunun için yazmam gerekli buralara. BEnim okumma için ne yzdığımın bir önemi yok belki de çok fazla kelime hatası yapacağım belki imla kılavuzunun kenarından geçmeyeceğim ama olsun yazmak istşyorum aklımdan ne geçerse yazmak yüreğim neyi okursa yazmak.
            Nerden çıktı bu diye soruyorum kendime ama twitterda yine eski hallerime dönemye başladığımı farkettim .Klavyenin ilk harfinden başlayıp(tabiki Q ile ilgili bir cümle yazmadım :) sonuna kdar geldim baktım ki fena değilim. iyiyim demiyorum ama fena değilim .İşte bunun için yazmaya başlamak istiyorum öyle işte gelişi güzel .kimseye beğendirmeye çalışmadan.eeee bu takma ismimim hakkını vermem gerekli.kafamın içinde geçen tonlaraca şeyi yazıya dökmem gerekli ve neden gerekli diye düşünüyorsam unutkanlığımdan ötürü bence .Çocukluk yıllarımda çok fazla birşey hatırlamıyorum. Ve hafızamdan silinmeye devam ediyor ve bu unutkanlık belkide gelecekte daha da kötüye gidecek ve sadece yazdıklarımı hatırlayacağım bilmiyorum ? Dikkat eksikliğimi çözmüş olsamda unutkanlığımı hali hazırda halledebilmiş değilim.
Herneyse nasıl dolmuşssam yazdıkça yazasım geliyor 
artık yazacağım öyle gelişi güzel 
kimse gibi değil ama 
kendim gibi 
stylopunk gibi ...

23 Ocak 2013 Çarşamba

KİTAP KARDEŞLERİM....


1 seda_alegria  2anjelika diçko
 3dilahan biçe
4 dilara 5kitapkurduebru
6kitapkokusuesra
7gülmeyiseven  8melikeyılmaz      
     
 


1sadekahve    2sarıkayaeda   3drydnz 4cylncrdklı   5mehtapcanciger
6mutlulukoyunu 7hbaydar    8ardenyılmaz 9fleurdelys70
10reyhanRahime  11hasantandogan  12adeskaya 13sadeceseda
14cansuyılmaz  15denizbagce 16segese  17kammm_ 18belibon
19gargamella   20nazliözenn    21-4temmuz   22adnbn 
23uğurlukelebek 24matmazelnur  25mervekvdr    26aryarengin 27xyzezgi   28sukrans  29benmayka  30nilig  31tullys    
   32dus_kizi   33sumeyraozbakar       34adadoga 35pearlebru36popurcuk   37emınegulmez 38yagmursahn  
  39cancoban 40yesimsevince   41nnyssa   42betty_can 
 43damlacerrah 44ilkershn  45saerk  46dilarasimsek 
47fıstıklıtombi 48ozlemmg 49aysenılgın
 50hamidetekin 51g3ls3h 52cılemkucukoruc 53stylopunk 
54byzkymz  55yalinsef 56selminergül 57yaseminyılmaz 
58erolcelik 59mrvaga   60fat_a_def  61özlemkaragöz 
62sevda77 63fatoniko 64elifneslihan    65teddyflondon           

VE 3 KOLDAN YÜRÜTTÜĞÜMÜZ KİTAP KARDEŞLİĞİNDE BUGÜN İTİBARİYLE LİSTEMİZ BÖYLE.76 KİŞİYİZ VE HER GÜN KATILIMLAR OLMAYA DEVAM EDİYOR 100 OLABİLİRMİYİZ BİLMİYORUM  BİLE AMA BU SAYI  BİLE BENCE ÇOK ÇOK İYİ .... TEŞEKKÜRLER KİTAP KARDEŞLERİM..
   


1asabi bakire    2 zehra 3 anarşi tebessümü

19 Ocak 2013 Cumartesi

KİTAP KARDEŞLİĞİ (YÜZYILLIK YALNIZLIK-GABRİEL GARCİA MARQUEZ ) BÖLÜM 1

                     Merhabalar saygıdeğer sayfam .Yaklaşık 3 aydır sana yazmıyorum ve bıraktığımda da bu kadar güzel bir olay ile döneceğimi zannetmiyorum ...Defterime zaman da olsa bir şeyler yazıyorum kitaplarımla ilgili daha güzel şeyler yazıyorum 3 tane defterim var biri deneme yazılarım biri şiirler biri de kitaplarımı yazdığım altı çizili cümlelerimi yazdığım defter sensizliği onlarla avutuyorum sana göre belki de aldatıyorum ne dersen artık
Ve bu güzel olay aslında yandaki D&R ın marquez haftasında aldığım bu üç kitabın fotoğrafını paylaşmamla başladı.
G3LS3H  Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okumak istediğini söyledi bende beraber başlayalım hatta belki bir kaç kişi daha buluruz dedim aslında aklımda bu kadar çok kişi olacağını hiç ama hiç hayal etmemiştim. Aklıma böyle bir şeyler gelmişti evet belki bir kafede veya bir sokakta veya bir sahil kenarına oturup aynı kitap olmasa da okumak hep hayalimdir. Aslında şimdi fareler ve insanlar veya şeker portakalını bakanlık önünde oturup bir okuma eylemi yapma var ama neyse . Düşünsenize okuyorlar diye tutuklandılar ... Gülsek mi ağlasak mı ?

Herneyse daha sonra cilemkücükoruc da bende katılırım deyince  tarihi konuştuk ve 1 şubat olmasına karar verdik oracıkta. 1 gün sonra da yandaki fotoyu instagramda paylaştım. ve 2 saatte 20 kişi okuyacağını söyleyince resmen havalara uçtum. ben ay sonunda bu sayıyı hayal ederken 2 saatte ulaşmış olmak benim için gerçekten tarif edilemez bir duygu ..Bir çok kişi belkide abarttığımı düşünebilir ama gerçekten hissettiklerim bu yazdıklarımdan kat kat yukarda bir yerlerde..Kitaplarla belkide 1 yıldır bu kadar yakınım..  7 yıldır felan okuyorudur ama baktım ki insanlar beni üzüyor ve dostluk kurumuna hizmet eden kimse kalmamış kitapları oraya koydum ben ve çokda mutluyum onlarla onlarla yaşıyorum hayatı ben ...



Liste dün bu halde idi tam emin değilim ama şu an sayımız 57 sanırım .Belli bir yerimiz yok nerde nasıl okuduğunuz hiç önemli değil.Biz buna instagramda başladık orası bence kitap severlere ulaştığım çok güzel bir yer bir çok kitap kardeşimi orda tanıdım tabi twitterda da var ama ordan katılım çok az . Ben bir liste tutuyorum gördüğünüz gibi ama kendi arkdaşlarımdan da okuyacaklar var . Nerde nasıl okuduğunuz hiç önemli değil tek amacım 1 şubatta hepimizin aynı bahçede aynı resme bakıp farklı hayaller kurması ... Birlikte bir dünyanın içine girmek .. Hayaldi benim içinde bu bakın gerçekleşecek 1 şubatta bakarsınız bir gün 300 500 kişi bir kitabı okuruz belki sayemizde insanlar bizle birlikte kitap okuyacaklar .. E biraz kaba olacak belki ama çok yapılan popüler olan olayları yapmak milletimizde hastalık gibi ... Belkide bu hastalığı tv kanalları web sayfaları gibi bizde kullanırız . Topluma belkide kitap okuma sevgisini bu kardeşlikle sevdiririr.
                    instagram ve twitterda #kitapkardesligi ve bu ay için #kitapkardesligisubat taglerini kullanacağız
Sizde bize katılmak isterseniz gidin bu ay için bir Yüzyıllık Yanlızlık -Gabriel Garcia Marquez alın 1 şubatta bizle birlikte okuyun okutun.... Bana ulaşmak ve listeme girmek isterseniz heryerden ulaşabilirsiniz ...

                       1 şubatta 100 kişi olma hayalim var bakarsınız gerçekleşir siz kitap kardeşlerimle ....

20 Kasım 2012 Salı

eLVEDA sAyGıDEĞer SayFaM

Tüm yazılanlar kalacak sende
ve bir elveda bu
 artık kitaplarımı kitabın kadim dostu deftere yazacağım onla dertleşeceğim
kimseyle dertleşmeden
kimseye beğendirmeden
sadece kendime ait olacak
dün gece oturup düşündüm
sahi niye yazıyordum ki blog
5 aydır tek bir yorum bile olmuyordu
bana ne faydası bardı ki
sonuçta burdada yanlızdım
sonuçta belki birileri okuyordu günlük 40 kişi giriyordu belki
ama
sessiz bir çığlıktan başka neydi ki
kapatıcam demiştim ama kıyamadım
artık yazmayacağım böylece kalcak
yazdıklarımla ...
Yazacaklarımı ayrı bir kitap defteriine yaacağım artık
bir şiir defterim olacak
birde günlük yazmaya başlıyacağım
kusura bakam saygıdeğer sayfam
belki bir gün
küçük bir şeyler yazarım hakkımda
neler yaptığım hakkında
Teşekkürler herşey için beni dinlediğin için...
TEŞEKKÜRLER 49 kişiye tek tek beni takip etmeye değer buldukları için
beni okudukları yorum yaptıkları için ....

iletişim
tsunami137@hotmail.com
https://twitter.com/felsedeb
(kim ulaşmak ister bimiyorum ama ::)

hoşça
kalınız

StyloPunk