20 Kasım 2012 Salı

eLVEDA sAyGıDEĞer SayFaM

Tüm yazılanlar kalacak sende
ve bir elveda bu
 artık kitaplarımı kitabın kadim dostu deftere yazacağım onla dertleşeceğim
kimseyle dertleşmeden
kimseye beğendirmeden
sadece kendime ait olacak
dün gece oturup düşündüm
sahi niye yazıyordum ki blog
5 aydır tek bir yorum bile olmuyordu
bana ne faydası bardı ki
sonuçta burdada yanlızdım
sonuçta belki birileri okuyordu günlük 40 kişi giriyordu belki
ama
sessiz bir çığlıktan başka neydi ki
kapatıcam demiştim ama kıyamadım
artık yazmayacağım böylece kalcak
yazdıklarımla ...
Yazacaklarımı ayrı bir kitap defteriine yaacağım artık
bir şiir defterim olacak
birde günlük yazmaya başlıyacağım
kusura bakam saygıdeğer sayfam
belki bir gün
küçük bir şeyler yazarım hakkımda
neler yaptığım hakkında
Teşekkürler herşey için beni dinlediğin için...
TEŞEKKÜRLER 49 kişiye tek tek beni takip etmeye değer buldukları için
beni okudukları yorum yaptıkları için ....

iletişim
tsunami137@hotmail.com
https://twitter.com/felsedeb
(kim ulaşmak ister bimiyorum ama ::)

hoşça
kalınız

StyloPunk

12 Kasım 2012 Pazartesi

Ateş,Güneş Ve Ada -ERTÜRK AKŞUN

       Bir yeni kitapla daha beraberiz saygı değer sayfam ama bu kez roman değil .Hayata dair, erkeklerin (17-22yaşlarındaki erkeklerin desem daha doğru olur)iç dünyasına dair bir kitaptı ateş güneş ve ada . Gayet anlaşılır ve dolambaçlı yollar seçmemiş. Bir türke nazaran taşradan gelmiş birine nazaran(kendi değimiyle) fazlasıyla açık fazlasıyla cesaretli yazmış Akşun .
     Öncelikle kadınlara bakış açısını sonra hazzın bitişinden yeni bir keşfe kendi iç dünyasına olan yolculuğa kitaplara olan açlığa ve kitapların sana verdiği hazza deyinmiş.Aşkı,dostluğu ,bazen seksi bazen de kavgaları..... Bir erkeğin yaşadığı her şey var mastürbasyon bile ..
      Daha fazla kitap hakkında konuşmak istemem şayet anlatılacak çok şey var İster kadın ister erkek olun erkekleri ama okumanız gereken bir kitap...Kendi erkeklik yolculuğunu güzel anlatmış. Keşke her erkek kitaplarla bitirse yolculuğu içindeki boşluğu oralarda kitaplarla doldurabileceğini onlarda aldığı hazzı kadınlarda alamayacağını ,kitap okudukça okumasını daha çok kırbaçlayacağını doyum noktası olmayacağını anlasa belkide ülkemizde bu kadar geri kafalı anlayışsız kadınlara et gözüyle bakan toplulukta insan sayısı daha az olabilirdi.Ben bile şikayetçiyim okuyan erkek bulamamaktan bir erkek olarak şikayetçiyim.Ki okumadıkları gibi birde entel naber diye dalga geçme sanki kitabı kızlara yaklaşılabilecek bir araçmış gibi görme huyları bile var .Ağlanacak bir haldeyiz.Kitaplar ülkemizde özellikle çoğu erkek için hiç bir anlam ifade etmiyor maalesef ve kitapları erkeklerin hayatına sokmadıkça da kimsenin bence insanlık adı altında yaşayacağı yok . 

  Teşekkürler ERTÜRK AKŞUN-ATEŞ,GÜNEŞ VE ADA :) güzel bir dostluktu bizimkisi hoş sohbetler ettik güzel şeyler kattın ve anlattın bana :)

Birde kitap okuma zamanımda  twitter da paylaştığım fotoları rt yapan ve yazdıklarıma cevap veren Ertürk Akşuna bir okura bir hayalet gibi değilde bir insan olarak davrandığı , beni var olarak gördüğü ve cevapladığı için ayrıca  teşekkür ederim
 :)


                         


    Birde kitaptan   instagram fotoğraflarım var 







Varomanın Dayanılmaz hafifliği -Milan KUNDERA

         Bir kitap daha bitti aslında bir dostluk daha demeliyim saygıdeğer sayfam ..Biraz geç olsa da yazıyorum çünkü bugun başka bir kitabı daha bitirdim ve sıkıştırmamak için sana yazmanın doğru olduğunu düşündüm

                                                                                                          Kitaba gelirsek
  Daha önce hiç milan kundera okumadım ve açıkçası kitabın kapağı ve arka sayfa yazısı ilk defa bende bir his yaratmadı ama milan kunderanın bu kitabını yanlış hatılamıyorsam Elif Şafak 'ın şemspare isimli kitabında bahsettiğini hatırlıyorum birde tabi ''Baba ve Piç ''te ..kundera cafe vardı..
  Kundera bu romanda aslında hem yazmış hem açıklamış.Normal de bir çok roman da görsel betimleme yapılırken kundera betimlemelerini insanın ruhsal yapısına yapmış... Yokluğu ve varlığı ;beyazla siyah kadar güzel çizgilerle anlatmış ve bunu sadece aşkla anlatmış .Bir çok insan duygusu işlemiş romanda ve bu kitabı daha çekici daha alımlı kılıyor ..Biraz erişkin kitabı oluş desem yalan olmaz sanırım yani belli bir yaş sınırı koymak gerekli bence bu kitaba. çünkü bazı yerlerde cinsellik (bence muhteşem bir anlatımla) anlatılmış.
             Politikayı çok sevmesemde beni sıkmadı kitap .Yanlış anlaşılmasın sakın çok sık bahsedilmiyor politikadan ama yinede olayların geçtiği çevre komünist rusya döneminin başlangıç evresinde geçiyor ..
        Kitapta bence size uygun bir karakter bulmanız gayet te mümkün belki terezasınızdır belki tomas ..sabina veya franz ..hatta karerin gibi bile hissedebilirsiniz(karerin tereza ve tomasın köpeği) neyse kitabın içine çok girdik .Bence güzel ,insanın iç dünyasını yalın bir dille ve direkt olarak anlatan bir romandı
  Sevdim seni kundera tekrar görüşmek dileğiyle
  güzel bir dostluktu bizimkisi teşekkürler

Milan kundera -Varolmanın dayanılmaz hafifliği





5 Kasım 2012 Pazartesi

saygı değer SAyfAM

YAZILMASI gereken 2 film(fetih 1453 ve vampir avcısı abraham lincoln ) var 
tabi birde kitap (varolamanın dayanılmaz hafifliği) var ama asıl konum şu.. Artık eski dostlar diye haftada bir konu yapacağım okuduğum ve blog ta yazmadığım kitaplarla (bazen bir bazen iki kitap olabilir) sohbetlerimi yayınlayacağım nerde okumuştum  neler hissetmiştim hepsini hatırlayıp dost meclisinde konuşacagız eski dostlarımla hafta da bir kez eski dostlar köşesi yapacağız böylece.. Her neyse 2013 yılın kitap hedefim hakkında düşünüyordum bugun onun hakkındada gerekli  sayıyı bir köşeye yazma gerekiyor ama önce 2012 hedefimi tutturmam gerekli .... şimdilik aklımda bunlar var ve umarım uygulamalarımda aklımdakilere yakın olur .. geceleri nöbet gündüzleri oğlumdan fırsat yarattıkça kitap okumam ve hayata dair hayallerimi yeşertmem gerekli ... 

yaşlanarak değil yaşayarak ölmek içinn....i

Stefan Zweig-SatranÇ

      Uzun süredir okumak istediğim ama bir türlü almak için fırsat bulamadığım bir kitaptı.
       Neden almak istiyordum çünkü satranç seven biriyim çok iyi olduğumu söyleyemem ama dikkat eksikliğim gün ışığına çıkmadan oynarsam kötü de sayılmam aslında . SAtrancı yegenimden öğrenmiştim.Ve bence çok güzel bir oyundur .Keşke milletimizde okey,tavla yerine satranç oynansa idi diye düşünemlerdenimdir.
   
Kitabı alma hikayemse daha bir garip ve raslantısal açıkçası.İstiklal caddesinde aylak aylak gezerken bir de ara sokaklara bakalım dedim ve rasgele girdiğim bir sokakta sahaçılar çarışısı buldum.
   


    İçeriye girince sihirli bir koku beni hapsetti sanki.Kitap kokusu çarşıya girmeniz için en büyük etken yaklaşık 10 tane sahafçı var ve hepsi ayrı ayrı güzel kitaplarda pahalı değil.Birde çok sevecendi bir tanesi kitaplara bakarken önce çay içermisin dedi sonra sen kitaplara bak ben bir namaz kılayım geleyim dedi bende seve seve kabul ettim 10 dk lık ta olsa sahafçı dükkanım olmuştu :) her yer kitap ve o işyeri senin .inanın çok güzel bir duygu..Ama 5 yıl sonra bitecek bu iş diyor sahafçı abimiz .    
        Yaklaşık 2 saat içerde geçirdim.. Benim için büyük kayıp çünkü ilk kez görüyordum çarşıyı birde çarşı içinde eski tip çay ocağı vardı .Bence en iyi çay orada yapılıyor.
     Oldum olası sevmişimdir o tarz çay ocaklarını.
oturdum o güzel kitap kokuları ve sıcak çay eşliğinde kitap okudum.4 tane de kitap aldım
   

Eve gelir gelmez ise başladım satrancı okumaya .Başlarken içimde sıkıcı mı acaba soruları yok değildi aslında ama cidden değilmiş hatta çok güzelmiş diyebilirim.. Anlatımı yalın ve betimlemeleri gerçekten güzeldi..

 SAtranç maçı ise gerçekten gözlerininiz önünde yaşanıyor ve müthiş keyif verif verdi bana..Stefan Zweig' in ilk kitabı idi. Bir yazarı sevmem için en az iki kitap okumam gerekiyor ama ilk kitabı ile benden geçer not aldı 70 sayfalık bir kitap bir gece oturup şekerleme tadında okunabilecek gerçekten kayif verici bir kitaptı.Ben beğendim ama satranç oynamayı bilmeyen biri nasıl bir yorum yapar bilemiyeceğim ....

Seninle sohbet etmek hoştu saygıdeğer dostum Satranç ...
Ve anlattıklarını bir kez daha dinleyeceğim başka bir hikayede Stefan Zweig
Teşekkürler

21 Ekim 2012 Pazar

DÖNENCE


Görmez insan perde var ise gözde
Duymaz insan pislik var ise sözde
Bakamazsın gökteki senin olmayan yıldıza
Zannetmeki girersin sen kokmayan kalbe

Görür insan iyilik var ise gözde 
Duyar insan muhabbet var ise sözde
Senin gökteki Ay,Yıldız,Evren
Zannet ki girersin senle dolan kalbe



Ben yanlızım deryalar,küçük bir damla gibi
biliyorum okyanusta yanlızlık olmaz ama
Ben yanlızım okyanusta kalabalıkta insan gibi 
Biliyorum kalabalıkta yanlızlık çoktur ama

Su içipte gördüğüm bir çok hayalim var benim
Onsuz geçen günleri yaşamış saymaz benliğim
Aşk sinemde bir nişan ,bir rozet gibi durum
Var olmayınca canan ,tekrar doğar hiçliğim



Bre arkadaş aç gözü dünya bataklıktadır
batan geminin malı,insanlık ucuzluktadır
Kahpe kalpli insanı, el üstünde tutanlar 
Foseptik çukurundaki yaratıklardır

Söz yazarak biterse,yürek neden dururki 
Bildiğim şeyleri söylemeden öldüm ben
Yazdım cizdim olmadı ,gördüm ki hayat feci
Dünya dünyaya gelmeden,ölümle aşıktım ben..

20 Ekim 2012 Cumartesi

HEMŞİRELER & HOSTESLER

       Geçen ay bir uçak yolculuğu yapmıştım ve bu yazıyı aslında o zaman yazmak aklıma düşmüştü.Aslında aklıma düşen onların rahatlığı bizim rahatsızlığımız.
       Dün gece öyle bir nöbet tuttum ki tam anlamıyla berbattı ve beni tamamıyla bitirdi.Öncelikle nöbete gelir gelmez bir hasta ex oldu . Sonra sözde işlerimi erkenden bitirip dinlenecektim ama ama dahiliye servisinde kime ne olacağı hiç bilinmez.ve bir baktım ki hasta fenalaştı kan şekeri 43 olmuş hemen dekstroz aç falan filan derken toparlanmayan hastaya anestezi doktoru çağrıldı .1 saat sonunda hasta entübe olup yoğun bakım ünitesine kaldırıldı.
 Aslında bu anlattıklarım benim değil her hemşirenin başından geçen artık sıradanlaşmış bir koşuşturmaca ki günümüzde artık hemşire sayısı bence yeterince az 25 hastalı bir servise tek hemşire bakıyor ne yazık ki...
 Birde madalyonun diğer tarafından bakmak gerekli tabiki hosteslere .. Onların iş hayatı bence gayet kolay ..
Konuşmadan güvenlik meselelerini anlat (sağlam, sağlıklı bilinçli insanlara) sonra kemerleri kontrol et ,tepe bagajlarının kapaklarını kapat... Birde elinde bir araba ile çeşitli içecek ve yiyecek sat... Çalışma saatleri hakkında çok bilgim yok ama hiç biri 24 saat nöbet tutmuyordur veya 16 saat bile tutmuyorlardır bence ? peki bu kadar rahat çalıştıkları halde aldıkları para ne ?



özel şirketlerde 1500-2500 tl
thy 3600 tl ....
 peki hemşireler
özelde 1200den başlıyor devlette ise...
 4 yıllık hemşirelik mezunu 1240 tl
döner sermaye 600 tl
lise mezunu  1040 tl
döner sermaye 500 tl
 maalesef  ama birde şartlar var tabi şimdi ekonomik boyutunu geçtik diyelim ...En son uçak ne zaman düştü ? benim bildiğim yok peki en son hastanede hasta ne zaman öldü belkide biraz önce ve hasta yakınları o psikoloji ile ya doktora saldırıyor ya hemşireye

Belki de uçak türbülansa girer ? kime ne oldu ki? Ama hepatitli bir hastanın veya aıds li bir hastanın iğnesi eline batması veya tüberkülozlu bir hasta ile aynı ortamda bulunmak hangisi daha riskli sizce.
   Siz hiç hostesin taciz veya darp için mahkemeye başvurduğunu duydunuz mu ?
bir hayvanın acil hemşiresine yaptığı bir örnek.
   Ben 25 hastalı bir serviste yanında sadece bir personelle (ki her hastanın biri yakını vardır ) tek başına bir hemşire ve sapıkça duygularla odasında tek başınadır kimin ne b.. olduğunu kimin nasıl bişeyler yapabileceğini bilmeden ...
    Acile gelen hasta yakınının belinde bir silah bir bıçak olma olasılığı ile uçağa binen yolcunun yanında bomba ihtimali ne kadar ki ? Acili maalesef özel güvenlik( ki onlarda aldıkları 800 tl maaşla sadece sözlü olarak uzaklaştırmaya çalışır) koruyor . Bir tane bile polis olmaz .Ve çağırdığında 15 dk sonra gelirler ne yazık ki
    Şimdi soruyorum bir tarafın böyle rahat ve güzel bir hayatta (belkide bana öyle geliyor ) 3600 tl maaşla çalışmasımı adalet .. Yoksa acilde yoğun bakımda canını dişine takıp insanlar iyi olsun diye uğraşan kişiye 1800 tl maaş vermek mi?

Adaletli bir dünya için daha kaç yıl beklememiz gerekir.
Veya yaşayabilmek için bu dünyada daha kaç kez ölmemiz.


dip not: 10.12 2010 tarihli bir yazıdır. bazı şeyler değişmiş olabilir ama daha kötüye giden varsa sağlıkça olan şiddet!!!!

16 Ekim 2012 Salı

Tanrı daima tebdil-i kıyafet gezer -Laurent Gounelle

       Merhabalar saygıdeğer sayfam ... Yine uzunca bir ara verdik seninle farkındayım ama kitapla arama birçok etken girmedi değil hani ..Birincisi herkesin ve özellikle kitapların başdüşmanı olan televizyon girdi .Aslında çok televizyon izleyen biri değilim ama teknoloji seven biri olunca bir de yeni bir televizyon alınca insan hevesini alana kadar kafasına göre takılıyor .Tabi birde pes 13 çıktı ya birde o var tabi ... Aslında onunla ilgili bir yazıda yazmak gerekebilir..
       Her neyse gel gelelim kitaba
      Tüm bu araya girenlerden ötürü kitabı yaklaşık bir ay gibi uzun bir süre elimde taşıdım aslında 23 günde 100 sayfa 2 günde 300 sayfa okudum denebilir :)
     Kitabın ilk 100 sayfasında benim ve arka sayfada bize bıraktığı izlenim kişisel gelişim tadında romandı ve ilk sayfalar böyle ilerledi ama daha sonra böyle bir anda bir iz sürme operasyonu başladı (beyoğlu rapsodisi gibiydi) Kişisel gelişim gibi başladı ama roman olduğunu ve  onunda bir hikayesi olduğunu söylüyor kitap size..
     Yazarın anlatımı da gayet sade ve sıkmayan türden... gayet sade ve öyle dolambaçlı yollar izleyip okurum beni anlamadığı için sevsin gibi bir yaklaşımı yok ben kaleminide sevdim ..
   Verdiği mesajlar olsun anlattığı hikaye olsun laurent gounelle .Favori yazarlar arasına girebilir benim için ilk okuduğum romanını sevdim açıkçası...


güzel bir dostluktu bizim kisi Tanrı daima tebdil-i kıyafet gezer -Laurent Gounelle teşekkürler...

22 Eylül 2012 Cumartesi

başlasın serüvenler...

Birde senden özür dilemem gerekiyor saygıdeğer sayfam
seninle şu aralar çok az görüşüyoruz diğer bloglara bakıyor ve çıkıyorum o kaleme tıklamyalı uzun bir zaman oldu bu gece yazmam gereken tüm kitap yazılarımı yazdım umarım affedersin beni ..


Şimdi birde okuduğum kitap var tabi şuan okuduğum kitabım tanrı tebdil-i kıyafet gezer-lourent gounelle sevdim kitabı kitapyurdunda sipariş vermiştim ve 1 günde elime ulaştı hemde kargo ücredi yok ..güzel bir kitaba benziyor ve  pazar günü bitmesi gerekiyor bu hafta çok tembellik yaptım :)







         Birde Müzisyenle tanıştım tamamen rasgele tabi fizy e dance yazdım ve başka işlerle ugraşmak için odadan ayrıldım ilk şarkı leonard cohen isimli birinin dance me to the end of love parçası imiş ben hiç bilmiyordum bu adamı ayıptır belki ama kesinlikle rasgele tanıştım ve günlerdin onu dinliyorum istanbul da konserde verdi bu ay içinde yeni değilde 3 4 ay önce tanışmış olsaydım kesin giderdim o konsere ... Adamın sesi muhteşem bence ...


     Birde izlediğim dizilerim var how i met your mother gibi 5.sezonunu yeni bitirdim 6.sezona başladım ama 25 eylülde 8 sezonu başlayacak ve ben yetişmeyi çok istiyordum ama becermiyeceğim sanırım neyse                                                     
diğer dizilerimse sherlock,lie to me, house ve Game of thornes ...Birde rizzoli& isles var tabi ama çok sık seyretmiyorum neyse bu diziler içinde yazılar yazacağım sana  aslında artık sana bol bol yazacağım bundan emin ol  yakında gçrüşmek üzere sevgili saygıdeğer sayfam yakında görüşeceğiz

Belki bir kitap, belki bir film, belki bir dizi, belkide bir şiir, veya rasgele bir yazıyla belli mi olur hayat bu

kim bilir 1 dk sonra neye uğrayacağını...

Şemspare -Elif Şafak

İyi bir Elif Şafak fanatiğiyimdir ben .Hep söylerim bi erkek için Elif ŞafaK'ı okumak zordur diye ama zor olmasının nedenini sevdiğim için çok da sıkıntı olmuyor açıkça neden mi ;Çünkü Türkiyedeki kadınların Elif Şafak gibi Kişiler tarafından cidden savunulmaya ihtiyacı var ve onların fikirlerini okumasına ayrıca..İşte bu sebebten ötürü çokda zoruma gitmiyor tabi ..
Kitaba gelince firarperstteki gibi gazete yazılarının toplandığı bir kitap.Ama içinde gerçekten çok güzel yazılar var ve nasıl oluyorsa 3-4 tanesi gerçekten tam benlik deyip tekrar tekrar okudum .. Yani bu kitap için aslında çikolata diyebiliriz canın çeker ve yersin ya hani veya gözüne ilişir bir yer işte öyle bir tat bırakıyor sana beni al ve oku diyor ve ilk sayfayı açtığında okumadan bırakamazsın diyor
     Bir çok yazısını okumustum aslında okumadıklarım da vardı ama seviyorum böyle kitapları ben çünkü daha hızlı okuyorum en azından hastanede boş bir an da okumak benim işime geliyo. Anlamadığım veya tekrar okumam gereken bir yer olmuyor romanlardaki gibi  .Can Dündar 'ın Aşka Veda kitabından hemen sonra okudum güzelde oldu aslında :)

Bir çok yeni isimde kattım onla birlikte listeme bunlardan biri milan kundera(aslında baba piçten sonra merak etmiştim ama burda da bahsedince aldım kitabını ve okumam için beni bekliyor )
bir diğer isim joyce carol oates birde vaclav havel var tabi gabriel garcia marguez var tabi birde yaratıcı beyin ve germinal kitapları baya faydalı bir kitap oldu açıkçası bir çok kitabı ve yazarı tanıdım merak ettim bu yazarları ve kitapları da okuyacağım tabi ..Elif şafak seviyorum seni ben be cidden kalemin hep böyle güzel olsun ve hiç bozulmasın kim ne der ne söylerse söylesin
 teşekkürler şemspare -elif şafak güzel bir dostluktu bizimkisi....

''ha bire kıskançlık duyan iç huzurundan yoksun bir insandır'' sf173

                                              birde çizimler süper. m.k perker kalemine sağlık

21 Eylül 2012 Cuma

Ecce Homo-Friedrich Nietzsche

      Nietzsche aslında düşüncelerini çoğuna (tanrıya inanmama hariç) inanırım ve severek okuduğum bir çok cümlesinin kendi hayatımda doğru çıkarak test ettiğim bir adamdır.Evet egoisttir.Kendini aşırı beğenmiştir ve ben kelimesi onun için bir numaradır..27 yaşında profesör olup daha sonra istifa eden bir adam ve bence genç bir yaşta(54) vefat etmiş .Bukowski gibi hergün içen biirinin 74 nietche gibi kahve içmeyen birinin 54 yaşında ölmesi ne yediğinin hiç bir önemi yokun bir kanıtı sanırım.   




            Bu kitapta da yazdığı tüm kitapları ve gelişim evrelerini anlatmış. Kitapları nerde yazdığından tutunda hangi kitabı kimden esinlenerek yazdığına kadar. herkesin bildiği şeyi aslında kendiside sadece tekrarlıyor;benim en büyük eserim böyle buyurdu zerdüşt diye ve bir çok yerde onuda anlatmadan geçemiyor ama zerdüşt onun için bir ilah konumuna kadar yükselmiş .Sanki zerdüşt nietzsche den doğma kutsal bir yaratık gibi bahsediyor biraz ve açıkçası bu kitabı okumak için nietzsche tüm kitaplarını okumanız gerekiyor ben de işte bundan dolayı çok sıkıldım ama zorlayarak da olsa bitirdim kitap 119 sayfa ama inanın 1 günde bitirmek imkansız ... çünkü bazen 3 sayfa okuyup ne diyo bu ya deyip tekrar geri dönebiliyorsunuz ve açıkçası kitabı okuduktan sonrada aklınızda pek bişey kalmıyor .Tabi bunlar benim düşüncelerim belki de bende böyle bir etki bıraktı ama genel olarak etki bu  yönde olacağı kanısındayım

 

          Yine de bitirmek güzel ve bazı yerleri güzel mesajlar içeriyor (dionysosun şarap tanrıçası olduğunu öğrendim mesela :)birde euterpe var müzik ve şiirin ilham perilerinden biri :)
 Teşekkürler Ecce Homo -Friedrich Nietzsche sizinle vakit geçirmek zor ama hoştu :)

aşkın gözyaşları-3 Sinan Yağmur

    Aşkın gözyaşları serisinin son kitabı kimya hatunu okumak için baya dolaştı elimde tatile gittik onla sonra hastaneme gitti geldi benle ama sonunda evimde bitirdim.
    Diğer 3 kitaba nazaran daha az etkilendim zira 2.kitabı(mevlana) beni çok etkilemişti. Ve bu kitap için beklentimi üst seviyelere çekmeme neden  oldu ama her ne olursa olsun bu kitapta en az diğer ikisi kadar güzel bir anlatımla yazılmıştı.
    Bir erkeğin bir kadının ağzından kitap yazması zor olmalı diye düşünmekteyim ...Evet zor ama asıl zor olan bence sinan yağmurun bu kitapların genelinde yaptığı yanı mevlanın,şemsin ve kimya hatunun ağzından olayları anlatması ...
    Kitabı genel olarak beğenmekle birlikte sonundaki kimya hatunun mektuplarını okumaktan sıkılmadım desem yalan olur ama pire için yorgan yakmanın da luzumu yok sanırsam
Böyle güzel 3 kitabı yazdığın için aslında bu kadar güzel anlattığın ve onların ağzından onları bize yaşattığın için çok teşekkürler sinan yağmur .
   Ayrıca bir konyalı olarak içinde bulunduğum şehirden ne kdar uzak olduğumu hatırlattın bana
konyanın yabancısı bir konyalı olduğumun farkına vardım.
  Şems tebrizi camiinde bir sabah namazı kıldım.Buna sen sebeb oldun yoksa ne sabah namazı kılmak için oraya gitmezdim ...
  Güzel bir dostluğumuz vardı senınle aşkın gözyaşları ve burda bitti teşekkürler sanada ...

      ''Şarap haram,ancak insanları kandırmak,yalan söylemek dahada haram.Bazen çirkin,haramı ödüllendir ki helalin büyük tatlılığı ortaya çıksın .

(aşkın gözyaşları 3 sf27)...

14 Eylül 2012 Cuma

biraz yoğunum da :(

              Sana yazmam gereken 3 kitabım var
elif şafak -şemspare
sinan yağmur aşkın gözyaşları-3
birde nietzche -kişi nasıl kendi olur
      Ama bunlar için vakit bulamıyorum sanki daha çok para vereceklermiş veya madalya takacaklar gibi hemen hemen her güm işe gidip geliyorum ayrıca evde olduğum vakitlerde genellikle kitap okuyorum malum kendime verdiğim bir söz var 2012 bitene kadar 20 kitap, 30 film sözü...bunu gerçekleştirmek için kendime söz verdim ve başaracağım...
      Oğlumu ilk kez maça götürdüm onun için de bir yazı yazacağım .. Aklımdasın seni unutmam korkma ... bundan sonra daha sık görüşeceğiz  .. Ama şimdilik beni idare et ...
teşekkürler değerli sayfam
yakında görüşmek üzere ....

31 Ağustos 2012 Cuma

şükretmek...

Uzun zaman oldu  sana yazmayalı be saygıdeğer sayfam.Keşke daha sıklıkla ve daha güzel şeyler yazsam keşke daha çok okusam ,keşke boş vakitlerimi gereksiz uğraşlarla harcamasam..
Ama omuyor bazen istesende bazen boşlukta takılıp kalıyorsunuz vakit bi şekilde geçiyor ne yaptınız diye soran olursada hiç! diyorsunuz koca bir HİÇ.
Aslında bu yazıdan öbce bi kitap yazısı sözüm vardı ama sanırım kendıme verdiğim sözlerde pek yetenekli değilim... 
Neden değilim inanın bende bilmiyorum. değişmem gerektiğinin farkında olup değişiemeyen insanlardanım kendimde sevmediğim en az 20 huy bulabilirim ama değiştirmeye gelince bir türlü beceremiyorum..
Ama bugün bi konuda değiştim.Şükretme konusunda 
Paralimpik olipmiyatları başladı şu aralar.trt3 sporda euro 2012 gollerini verdikten sonra , olimpiyatlarda bir maça geçti.Türkiye-Çin futbol karşılaşması...  görme engellli 5 kişi ve görme engeli olmayan bir kaleciden oluşan takımlar arası bir maç.topu görmuyorsun saha sınrılarını kaleyı ve rakıbı görmüyorsun.. Gol attıgını bile başkasının ağzından duyuyorsun ..
futbolu setretmeyı seven ama oynamayı daha cok seven biriyim.Top delisiyim evet belki de bu özelliğim bu oyunu seyrederken benı bu kadar hüzünlendirdi...Ve sonra sadece 5 dk empati yapmak istedim..
    Gözlerimi bi eşarpla bağladım ve oğlumu sevdim oyun oynadım onla ama o kadar zor oldu ki neden mi?
Çünkü normalde göbeğinden öptüğümde gülücükler saçar ve onları görünce ben çok mutlu olurum onun güldüğünü görememek çok feci birşey ona dokunmak güzel ama sadece hayal etmek o anda .Ama ben onu biliyorum ya doğuştan görme engelli olanlar ?
Anneni sadece sesiyle bilmek hiç tanımamak onu ? 
İnanın çok zor 
Allaha şükürler olsun ki görüyorum
Onun gülüşünü sevişini simasını
şükretmek lazım 
O kadar basit şeylerle üzülmek yerine 
böyle büyük şeylere iyiki demek lazım...  
şükürler olsun ki bunlara sahibim deyip uyanmak lazım dertlerden 
MUTLULUĞA....
...

Üzülme!
Görebiliyorsan,
Dokunabiliyorsan,
Nefes alabiliryorsan,
Ne Mutlu sana!
Elinde olmayanları söyleme bana!
Elinde olanlardan bahset bana can!!!
~Mevlana~(s.b.)

7 Ağustos 2012 Salı

CAN DÜNDAR -AŞKA VEDA

   Can dündar ile ilk kez tanıştım.Geç oldu epey ama neden bilmiyorum hiç bir kitabı çekmedi beni belki lüsyenı okurum diyordum ama onu da okumadım.Ama kalemini sevdim açıkcası.Aşkı anlatabilen yazar sayısı günümüzde bence çok az daha ilk yazıda çok güzel anlatmış . Ama o yazıyı sanırım hayatım boyunca unutmam .Birincisi beni aynen böyle seven birine okuttuğum ve tıpkı sen dediğim için ikincisi ise daha kötü bir anı olduğu için keşke okutmasaydım dediğim birine okuttum .Eşini yeni kaybetmiş aşkına elveda demiş ve o yazıdaki bir çok duyguyu yaşayan birine okuttum .
   Kitap aslında beni arka sayfası ile büyülemişti ama o konu pekte irdelenmemiş evet sexsiz aşktan aşksız sexe geçiş belli yerlerde yazılmış ama bu konu üzerine gider diye düşünmüştüm.

  Konu itibariyle ben sevdim hem kalemini hem yazılarını.Hiç can dündar okumamış biri olarak yeni bir yazar daha kazandığım için kendi adıma mutluyum. Bir çok konu hakkında yazmasıa çok sevindim sadece eski ile yeniyi karşılaştırmamış .Bir çok telden çalmış saygı değer can dündar ....kalemine ve yüreğine sağlık . Eldeva saygıdeğer dostum can dündar -aşka veda  


ve bu oscar wildenin sözüde bence harika ötesiydi....

İki gün sonrada elif şafak -şemspareyi okudum onun yazısını yazacağım nasip olursa ..

elimdede grange in kolonisi var ... Bu ara hızlı okuyorum hemde kitap seçmeden umarım böyle devam ederim...

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Var...

Önümde bir hayat var
lakin sonunu kestiremedigim

Ümitsiz umutlarım var
Miktarını belirleyemediğim ...

Yorgun uykularım
Antika hayallerim
Korkulu rüyalarım var

Issız bir köşe başında
Nacizane yanlizliklarım var

Dur durak bilmeden koştuğum
Irak amaclarım var

Rezil bir dünyada çiçek acmış bir bahçem var
Her çiçeğe sevdanın adını koyduğum

23 Temmuz 2012 Pazartesi

DOĞUKAN EFEME ....(geleceğe mektup )

   Seni sevmekti en güzel şey aslında tam 1 yıl once bugün doğuvermiş bizi dünyaya ortak etmiştin.. Herşey senle güzel sensiz ise anlamsız ve sıkıcı gelmişti.Her adımda seni düşünüyor her cümlem sen kokuyordun oyle guzel bir kokun vardı ki başka hiç bi koku çekmiyordu güzel gelmiyordu artık...Sonra yavaş yavaş herşeyimize ortak oldun . Birlikte yemek yer birlikte guler birlikte uyur olduk sankı saatım sendın artık ve herseyimi sana göre ayarlıyordum ...Gece nobetlerınde hep fotoğrafını sevıyor sabah gelınce doymayacagımı bıle bıle buyuk bır askla senı opuyordum. Senı cok sevıyordum ben kımseyı sevemedıgım kımseyı ozleyemedıgım kadar cok sevıyordum.
     Annen işe başlayacağı için sana bakıcı arıyorduk .Ama seni yabancı bir ele vermek istemıyorduk.Birde baktıkki sonra benden daha ıyı bır dadı bulamaycagız sana .beraber uyanıyorduk oncelerı ayagımda uyuyordun ,daha sonra omuzumda uyumaya basladın ve nerde olursa olsun omzumda uyudun..Nobet cıkıslarımda bazen ıdare bıle edıyordun beni.kendı basına oynuyor bana hıc dokunmuyordun Kahvaltı yapıyorduk bırlıkte oglen yemeklerımız oglen uykularımız vardı hersey bızımdı bız beraber yasıyorduk hayatı..



     Birde baktımki 1 yaşına gelmişsin evet belki hala yürümüyor ve konuşmuyorsun ama bana konuşan yürüyen bir çok insandan daha iyi bir hayat enerjisi veriyorsun.Öncelikle gülüyorsun .Kim olduğu hiç onemli değil herkese heryerde gülüyorsun . Gülmenin nasıl güzel birşey olduğunu öğrettin bize somurtmanın hiç bir fayda sağlamadığını hep gülerek de dünyayı güzelleştirebileceğini öğrettin .Teşekkürler her şey için oğlum iyi ki doğdun ve iyi ki benim mukemmel ve biricik oğlumsun .Bugün düşündüğüm şeyler 2. 3. 23. yaşında da değişmeyecek ben bundan eminim sende emin ol ...(geleceğe mektup)...21.07.2012

6 Temmuz 2012 Cuma

küçük anahtar deliğim
































sana yandım...
hani öyle böyle değil
eriyene kadar ...
her zerremin kaybolup bir olduğu gibi
sadece tek bir madde olarak kaldım
seni sevdim
aslında sevmedim
ama sevdirdin önce baktım ki
kimse yokhep karanlıktayım
küçük bir anahtar deliği gibi kapıyı gösterdin önce
 ve çıkarttın beni aydınlığına
körmüşüm meğer senin aydınlığın olmadan
hovardaymışım meğer
teni zevk sanan
senmişşin herşey heryer
ama görmemişim
anlamsız yaptıkların olsada
en büyük derdin benmişim
bana bu kadar aşıkken ben sana pek bakmamışım ve aslında
sen
sen
sen
anlatılamaz bir rüyasın ..
başını az sonunu biraz hatırladığım
aslında hep korkmuşum başka bir aşktan ama
sen varken kimse giremezmiş penceremden
en kötü günümde sen
en iyi günümde sen varsın
bugun baktımda seni çıkarınca hayattan
 benim bir filmim bile yok ölürken gözleerimin önünden geçecek....
her yanım bu kadar sen ken ben kendime ihanet edemem ..
bu son söz...

3 Temmuz 2012 Salı

ne çok özlemişim ey yeşil seni...

        Apartman fareleriyiz demiştim ya evet cidden öyleyiz bunu köye gidince daha iyi anladım ...doğanın hiç bir harfi olmayan bir yerde yaşıyoruz gerçekten.Belediyenin yaptığı kümes gibi bir iki parka insanlar tıkışıp kalıyor başka hiç bir şey yok.Ne bir renk ne bir koku nede bir emek var oluyor bu ağacı ben diktim demedikten bu sebze benim demedikten sonra neye yarar  o parklar bahçeler senin ürünün olmadıktan sonra....
        Bunları köyde yeşillikle uğraşınca daha iyi anladım.Babam hasta olduğu için bahçeyi sulama işi bana düşmüştü bahçeden 3 4 arık domates,1-2 arık salatalık 1 arıkta patlıcan ekilmişti .Tabi daha olmamışlardı ama yine de uğraştık bir güzel neyse .onları çeşme suyu ile değil kuyu suyu ile suladık tabi bizim evin bahçesinde kuyu var küçükken babam onun içine girerdi onu hatırlıyorum çok korkardım nasıl iner o koca deliğe diye.
       




        Neyse başladık bahçe sulamaya.önce sebzeleri suladık Tabi bu arada bizim ufaklıkta otlarla taşlarla oynamakla meşguldu .. Oda çok sevdi oraları  bence ..Sebzeler bitince  30-40 kadar elma ağacımız var bahçede onları sulamaya başladım.Bi taraftanda elime çapayı aldım ve diplerindeki yabani otları temizledim...yoruldum biraz ama öyle tatlı bir yorgunluktu ki o öyle güzel bir uğraştı ki anlatamam ...
Suyla ,ağaçla otlarla uğraşmak öyle güzel şeylerdi ki uzun bir süre sonra çok hoş vakit geçirdim .
   VE belki de ilk defa insanların neden köylerden şehirlere gelmediğini anladım ...Neden bıraksınlar ki o güzelim doğayı o güzelim yeşilliği neden terkedip bir eve hapsolmak için gelsinler ki....



    yaşlanarak değil yaşayarak ölmek için hayal dünyamın kapılarını açıp gerçek hayata ağaçlar dikeceğim....

   

ruhu genç babam



























zordu benim için tatile kafa dinlemeye gitmişken birde baktım ki babam hasta
Evet kolay olmalıydı aslında 85 yaşında benim babam diyebilirdim ama
2.kez karşılaştığım bir şey babamın hastanede olması zor oldu
o dağ gibi babam en ufak bir çıtırtıda gözleri dolar,konuşamaz olmuştu
eee koca namı değer yozgatlı idi o yorulmaz hiç durmazdı sabahın 6 sında kalkar bahçede tarlada ineklerin yanında vaktini harcardı akşama kadar hiç durmadan bişeyler yapardı
zor du onun için bir hastane odasına tıkılıp kalmak dünyalar onunken
aynı zamanda hala gençti ruhu niye böyle oldum ben diye sorabiliyordu
yaşlıyım demedi hiç babam
ölümü kolayca ağzına alabilen
ama hiç ölmeyecek gibi yaşayabilen biriydi benim babam
hala ayaktasın Allahıma şükür
okulumu bitirdiğimi görsün evlendiğimi görsün torununu görsün diye görsün sıralarken sen hala ayakta idin babam
kimseyi sevmezsin gibi yapmak zorundamıydın bilmiyorum ama biliyorum beni seviyorsun bir kere oğlum demesende başımı okşamasanda biliyorum seviyorsun
haaa sevmesen ne olur benim sevgim ikimizede yeter babacığım sen yeterki yanımda sağ salim otur
o koca heybetinle ve sımsıcak yüreğinle ...

işte geldim

SELAMLAR tekrar saygıdeğer sayfam . Özledik bir birimizi farkındayım ama kafa dinleme gerekıyordu biraz azcık konya azcık köy azcık da alanya kokladım geldim tekrar sehri hapishaneme :) Ama çoğu konuda iyi çoğu konuda kötü bir tatil oldu benim için neyse 3 post yazacağım demiştim başlamanın zamanıdır senle bugün tekrar başlıyoruz ve yazmaya klavyeler de harfler bitene kadar devam ediyoruz


başlasın serüven konuşsun kelimeler sevişsin cümleler saygı değer saYFAM....

11 Haziran 2012 Pazartesi

seyyah bir gezegen

gözlerine baktığım gündü aşk
seni elime veren hemşire gülüşüydü
ve ilk sesini duyuşumdaki o heyecan
belkide 23 adımlık hayatımın en güzeliydi
şimdi büyüyorsun
ellerimde, birlikte büyüyoruz 
şimdi sen ve ben varız 
sen nasıl muhtaçsan bana 
bende sana muhtaçım senden fazla
uzak kalamam ne senden ne kokundan 
bir gülüşün yeter dünyama 
bir bakışın yeter
bu küçük evrenime 
aslında sen 
evrende güneş 
bende senin ekseninde 
dönen seyyah bir gezegenim

6 Haziran 2012 Çarşamba

game of thrones 2.sezon final..

















 

             Sanırım mart ayında bir arkadaş tavsiyesi ile izleyemeye başladığım ve 34 günde 1.sezonu bitirip nisan ayını iple çekmeye başladığım bir dizi idi . Muhteşem bir kurgu ve hayal gücü ile kurgulanmış 7 krallık ve bir sürü dış etken vardı hayran kalmıştım resmen . imdb notu 9.4 idi sanırım .Ama 1. sezonu bitirdikten sonra yine  bu tarz bi yazı yazmıştım
   2. sezona gelince çok fazla bilgi vermek hoşuma gitmiyor ama yine muhteşem bir kurgu ile devam ediyordu bunu yazanın bir insan olduğu bile bazen bana hayal geliyordu.Bu duyguyu harry potter ve yüzüklerin efendisinde hissetmiştim.


  Bu sezonda da yine aynı favori karakterlerim vardı arya khalesi ve küçük şeytan. Şükür ki hiç biri ölmedi sadece küçük şeytan yaralandı ve bir paçavra gibi bir köşeye atıldı .Ama bence savaşın kazanılmasında en önemli rol onundu muhteşem bir zekası var ve kitap aklın kılıçtan daha keskin olduguna inanıyor....
kahramanımızsın küçük adam







                                   bu sezondaki favori karakterlerim ise

                                             arya starkın adamı jager h' gar 



                                              jon snowun baş belası ygritte




                             starkların çoçuklarının kurtarıcısı olan barbar:) 






Ama diziye şimdi birde ap ayrı bir yaratık ordusu dahil oluyor.Onları da savaşa katılmasını düşünmek ise çok daha feci bir durum Jon snowun durumu ise hala muallak duvarın diğer tarafında neler yapacak kim bilr?
     bakalım gelecek sezonda neler olacak bu kez çok bekleyeceğim ama olsun her şeye rağmen değer bu arada hepsini baştan tekrar seyrederim belki belli mi olur :) 3. sezon final yazasında  görüşürüz artık .


game of thrones hiç bitmesin 
yaşasın kuzeydeki kral....:)

3 Haziran 2012 Pazar

apartman fareleriyiz

sabah uyansam diyorum yorgun argın değil ama
dinç ve zinde sessiz ve sakin bir yerde
her yer yeşil veya mavi olsa başka hiç bir şey olmasa
2 ayaklı konuşan hayvan az, konuşmayan çok olsa
egzoz kokuları, apartman kokuları, lağım kokuları ,soba kokuları yerine
çam kokusu deniz kokusu ,yağmur kokusu toprak kokusu olsa
buram buram hayat koksa her yer pencereyi açınca can girse içeri bunalım değil
yeşillklerde yürüsek toprağa adım atsak gökyüzüne bakmak için zorlanmasak
aslında hepimiz tutsağız bize biçilen bu kümes misali evlerde kimi balkonsuz kimi yerin dibinde olan evlerde
aslında hepimiz tutsağız penceresi karşı apartmana bakan perdeyi bile açamayacak bir haldeki bizler
suçumuz yaşamak istemek büyük şehirlerde
suçumuz aile kurmak
hiç bir zaman koklayamayacağız toprağı bu şehirde ve hiç birimizin çoçuğu yeşile hasret olmayacak
bizim hapishanemizde büyüyecekler okumak için
ve bizim hapishanemizde çürüyecekler bizim gibi
ne gerçek domates kokusu bilecekler ne salatalık
bildikleri tek şey hamburger kokusu sosis kokusu olacak
kimi mcdonals kimi burger king diye tutturacak
hiç biri domates ekmek yemeyecek
ve hiç biri belkide bisiklet için ağlamayacak
bilgisayar için cep telefonu için playstatıon için ağlayacak
bilye oynamayacak
counter oynayacak knite oynayacak
bizim hapishanemizin tek çiçekleri onlar olacak
 ve bir gün biz gibi sadece sanal yaşayacak gerçeği unutup ev ve iş eksenine düşecek
geriye baktığında ise emekli olduğu için biraz para ve belki de üç beş ilaç raporu olacak
ve biz belkide doğaya karışmadığımz için doğayı yok ettiğimiz için bize küfredecek
ama her şey için çok geç ve doğayı sadece tatilde görüyor çoğumuz veya emekli olup uzaklaşınca
yoksa hepimiz apartman fareleriyiz o küçük deliklerimizde

29 Mayıs 2012 Salı

Ahmet Ümit-Beyoğlu Rapsodisi ardından ..

    Veee bir dostluk daha bitti..  (Ahmet ümit-beyoğlu rapsodisi ) .İstanbul aşığı bir yazarın kitabını okumak beyoğlunun tarihini öğrenmek çok güzeldi.Ama bu kitaba ben kesinlikle polisiye-gerilim  diyemem.Çünkü kitap arkadasındaki yazıyla bu kitabın çok da alakası yok. O kadar beğendiğimi söylemeyeceğim. Ama yinede güzeldi en azından beyoğlu tarihi açısından güzeldi .
             Ahmet ümitin okuduğum 2. kitabı. 3. kitabınıda okuyacağım sultanı öldürmek o da böyle  olursa ahmet ümit seni bir daha okuyamayacağım kusura bakma. Sorun sende değil bende yüksek tutuyorum çitayı gerilim macera için yukarı çekiyoruz ama daha aşağıda bir olay bulup üzüyorum kendimi . Önyargılarla okuyoruz güzel olacak diyoruz ama o kadar da çetrefilli bir olay olmuyor...

    neyse seninle tanışmak güzeldi beyoğlu rapsodisi ...

   Sıradaki dostum çok severek okuduğum konu olarak olmasada kalem olarak çok sevdiğim kalemini muhteşem bir kıvraklıkla kullanan Elif ŞAFAK ve kitabı BiT Palas.Bir çok kitabını okudum senin sanırım bi medcezir kaldı onuda okudukmu  tamamdır yeni yazacaklarını okuyabılırız..Bir erkek olarak bazen zorlanıyorum senın yazdıklarını okumakta ama yinede o kadar da zor değil.
Hadi bakalım  
Açılsın perde çıksın oyuncular sahneye hadi bakalımm iyi dostluklar bize...

25 Mayıs 2012 Cuma

OĞLUMLA BU GÜNÜM

merhabalar saygı değer sayfam bugün bir nöbet çıkışı daha oğluşumla birlikteydik. Yine erken uyandı hayta ama olsun..10 aylık oldu bu arada gün geçtikçe büyüyor hep akıl olarak hemde fiziksel ve bu büyümenin benim gözlerimin önünde olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor
       3 aydır gündüzleri birlikte takılıyoruz ve birbirmizi çok fazla üzmedik benim nöbet çıkışlarımda bile anlayış gösterip bi kenarda oyun oynuyorsun öyle çok seviyorum ki seni ap ayrısın sen bir sen varsın birde diğerleri... Ama senden çok şey öğrendim mesela insanlara ne derlerse desinler gülüp geçmeyi öğrettin bana Ki sen herşeye gülüyorsun Allahıma çok şükür ki her ne olursa olsun sallayıp geçmeyi herşeyden herkesten daha iyi yapıyorsun istediklerini açıkça söylüyorsun hani diyorlar ya bebek bakmak zor diye aslında yetişkin ve dünyanın pisliğine bulanmış insanlarla uğraşmak daha zırmuş onu anladım sanırım birlikte büyüyeceğiz oğlum ben sana sen bana bişeyler öğreterek büyüyeceğiz ama en önemlisi ikimizde hep böyle birbirimiz sevgi dolu gözlerle bakarak büyüyeceğiz belki ben yaşlanacağım belki sen büyüyecek genç olacaksın ama değişmeyen tek şey bu olacak hep seveceğiz birbirimizi..
  Bu gün birde bloglara  şöyle bir göz atarken diloşun kahvesinde bir yazı gördüm ve paylaştığı siteye baktım ve bakmamla eğlenmeye başlamamız bir oldu  tabi :)  İşte diloşun yazısı tam olarak buydu ve o güzel siteyi buldum sizlerde eğlenmek istiyorsanız bu kameranın karşısına geçin derim ben :)eğlenceli ve üyelik felan da istemiyor .  teşekkürü bir borç bilirim diloş :)

 bu fotoğrafların hepsi orda çekildi :) daha komikleride var ama bu kadarı yeter :)

http://neave.com/webcam/ işte site bu